26 Mart 2010

Ezel


Komik bişi bu kocam ezelmiş ya

25 Mart 2010

Hollanda laleleri



Ablamlar geldiğinde ablamın eşinin annesi bana lale soğanları yollamıştı. Elime geçtiğinin sabahı onları hemen toprağa ekmiştim. Ve onları tamamen unutmuştum. Sonra çılgın kar yağışından sonra tüm sardunyalarım dondu ve öldü moralim çok bozulmuştu.




Hatta Liaya sulamasını bile söylememiştim. Bir gün aniden kafalarını gösterdi bu yaramaz laleler, bir de nazlı beyaz bir çicek çıktı adını bilmediğim. Şimdi hepsi teker teker açıyorlar. Yaşasın yine balkonum neşeleniyor.







Bir de ablamı hatırlatıyor bu laleler bana. Onu o kadar özlüyorum ki. Annem aybaşında gidiyor onu ziyarete, keşke benimde gidebilme şansım olsaydı. Ama şimdi sanki o gelmiş gibi lalelerime bakıyorum.







Sabah bu lalerin resmini çekmek için balkona çıktım. Artık yavaş yavaş balkonumuda temizleyip yaz sezonuna hazırlamalıyım. Çok rüzgar almasınlar diye yerlerde duruyor saksılarım.


Oğlumda dört gözle yazı bekliyor, bir sürü oyuncağı yazlıkta kaldı, bu fil hafızalı oğlum asla bir çöpünü unutmadığı için hiç bir oyuncağını kaldırıp atamıyorum.


Bugün sabah ben işe hazırlanmış çıkarken lalerin resmini çekerken bir baktım masaya geçmiş yaratık resimlerine başlamış. Bu okulun bize kazandırdıklarından çok kaybettirdikleri var sanırım.
Hiç şiddet filmleri seyretmezken okulun ilk günü anne cn diye bir kanal varmış açsana Ben10 diye bir çizgi film varmış herkes ondan bahsediyor dedi. Şimdi kendini ben10 zannediyor. Ne yaparsan yap ne kadar bu yaşına kadar dövüşme, evcilik oynat sonuç değişmiyor. Şiddet içimizde var sanırım.

10 Mart 2010

Bu akşam işte bunlardan yapacağız



http://sitestaging.looledo.com/index.php/air-projects.html


Oğlumun origami ile ilgili bir ödevi vardı. Basit origami ne yapabilir diye araştırırken bunu buldum. Bence herkes bakmalı. Evimizde kolay yapılabilen tam bize göre faaliyet.

25 Şubat 2010

Yabancı sitelere giriyorum. Allahım 3 çocuklu kadın dikişler dikiyor, çocuklara kartondan oyuncaklar yapıyor. Bende çok özeniyorum. Tamam o kartondan oyuncak işini becerebiliyorum da dikiş işi nasıl olacak? Ben iğneye iplik geçiremiyorum ki. Acaba annemlerin zamanındaki biçki dikiş kursu filan var mıdır ki? İşi bırakıp dikiş mi diksem evimde tıkır tıkır.

Offf ya kendime dikiş makinası alasım var. Desen desen kumaşlar alasım var. Peki bu kumaşlar nerede satılır, şöyle cicili bicili.


Şimdi bir siteye bakıp geldim kıskançlıktan ortamdan çat diye çatlayasım var.

http://www.ikatbag.com/2010/01/narnia-and-north.html

18 Şubat 2010

EMO: Ergeni Mıncırsak Olmaz mı?!

Hep söylüyorum, biz çocukken midemiz bulanınca ekmek yedirirlerdi, grip "Yatınca geçer,"di, başın ağrıyorsa "Çocukların başı ağrımaz," denirdi, uykun kaçıyorsa "Oyuncaklarını düşün, güzel rüyalar görürsün," şeklinde konu halledilirdi! Okuma yazmayı öğrenemiyorsan ya "Tembel,"din ya "Yavaştan, sağlam sağlam öğreniyor,"dun! Hüzünlü bir çocuksan "Yazar olacak herhalde," derlerdi, yerinde duramıyorsan, etrafa saldırıyorsan bir tane çakarlardı, susup otururdun. Kanaatimce pedagojinin zirve yaptığı yıllardı o yıllar. Çünkü sonra sonra, koşup oynadıktan sonra öksüren çocuk 'astım başlangıcı', okuma yazmayı zor söküyorsa 'disleksik', hüzünlüyse 'depresif', aşırı hareketliyse 'hiperaktif' diye nitelendirilmeye başlandı ve o sinameki yetiştirilen tipsizler şimdi büyüdüler! O kadar ilgi alaka sonrası ola ola ne oldular? Emo! Emo ne? Hani beşaltı yıldır etrafta saçlarını gözlerinin tekini kapatacak şekilde öne öne tarayan, miskin görünüşlü, asık suratlı, beti benzi atmış, sıska, dar pantolonlu, converse'li, siyah ojeli ergenler var ya... Taksim'de kaldırımlarda filan oturuyorlar. Aha onlar Emo! Emo kelimesinin emotional'dan (hissi) geldiği, bu yavruların pek bunalımlı pek güvensiz ve duygusal olduğu, topluma uyum sağlayamadıkları için böyle takıldıkları söyleniyor. Bizim zamanımızda punk vardı ya, onun gibi bir akım, ama bir halta yaramayanı!

HERKESİN KEYFİNİ KAÇIRDIM
Ay kıyamaam! Zamanında, kendi ergen yıllarımda bu akım daha dünyada yokken 10 gün emo takılmışlığım vardır! Kafam neye bozuktu hatırlamıyorum ama o 10 gün, üstelik de yaz tatilinde, evin o köşesinden bu köşesine oflaya poflaya nemli gözlerle dolaştım. Saçımı taramadım, denize gitmedim, sohbetlere katılmadım, tebessüm bile etmedim. Akşamları karabasan gibi yemek masasına çöküp herkesin keyfini kaçırdım. Bir akşamüstü, balkonda otururken annem "Ne bu surat her gün, senin derdin ne kızım aaa," şeklinde pedagojik bir açılım yaptı. "Sıkılıyorum... Hayat çok anlamsız," cevabımın üzerinden sanırım birkaç saniye geçmişti ki acı ve can havliyle bir metre havaya sıçradım. Annem, her Türk annesinin uzmanı olduğu 'mıncırma' hamlesini oldukça sert ve uyarısız gerçekleştirmişti. Mıncırma, malumunuz evlat artık poposuna terlikle vurulmayacak kadar büyüdüyse, ancak tekdir ile de uslanmıyor ve hakkı kötekse kullanılan, konu komşu, bitişik ev duyar ihtimaline karşı avaz avaz bağırmak yerine geçen bir terbiye şeklidir. Tercihen bel veya bacak bölgesinden bir alan seçilir, elle kavranır ve et, 180 derece çevrilir! Hemen ardından, daha acım ve şaşkınlığım hüküm sürerken, annem kısık sesle, yüzünü yüzüme yaklaştırarak "Alırım ayağımın altına," diye başladı ve "Karnın tok sırtın pek! Aklını başına topla! Sıkılıyorsan da git bakkala evin alışverişini yap, sonra da gel yemek kitabından bir kurabiye pişir, akşam misafir var, hadi yallah," şeklinde bitirdi!

NE DERDİM KALDI NE DE TASAM
Malumunuz eti mıncırılan ergen olay yerinde fazla kalamaz, mıncırandan tırstığı için kendisine yalakalık yapar, arzu ettiği aktiviteleri gerçekleştirir. Mıncıran mutlu, mıncırılansa artık efendi bir insandır! Aynen öyle oldu. Mıncırma sonrası ne derdim kaldı ne tasam! Emo'luğum o gün bitti, bu yaşa kadar da hep mutlu mesut, uyumlu, üretken biri olarak yaşadım. Şimdinin sokakta bira içen, gelen geçenden ihtiyacı var diye değil, hayat tarzı sandığı için para dilenen, dünyanın bütün derdi sırtındaymış gibi davranıp, bunalım takılıp bir işin ucundan tutmayan emo'larının başında, bizim zamanımızın anne babaları olacaktı ki. Ohoo. Muma dönerdi hepsi! Bir kere her şeyden önce bütün o yüzü gözü saçla kaplı eşek herifleri bir eşek tıraşına götürürlerdi, kesin! Ülkenin gençlerine bak. Tarikat yurtlarında yetiştirilen çocuklar, polise atsın diye eline taş verilenler, bir de emo'lar! Gelecekten çok umutluyum!



GÜLSE BİRSEL

17 Şubat 2010

Temizlikçi


Ben anlayamıyorum her cumartesi evimizi tertemiz yapıp bırakıyor zavallı kölem. Ama nasıl pis ve dağınıksak pazar günü akşamı ev bomba atılmış gibi oluyor. Ben utandığımdan dolayı akşamüstü toplamaya başlıyorum. Kızcağız geldiğinde ehh işte durumuna getirebiliyorum.

Ben de garip bir durum var. Eskiden bakıcımız yokken temizliğe bir kadını alıyordum. Onun geleceği günden önceki akşam (ki bu cuma oluyor) bende bir toz alma, etrafı düzenleme, çamaşır yıkama isteği oluşuyordu. Neredeyse çıkıp camları sileceğim.

Cuma akşamı olduğu ve biz daha bebeksiz özgür olduğumuz dönem olduğu için, genellikle dışarıda sürtüldüğü ve gün aydınlanmadan dönülmediği zamanlar olduğu için her cumartesi maymun gibi kapıyı açıp utanarak ayy biraz geç yattıkta diyip muhtelif bahaneler sıralardım.

Ben niye kendimi rahatlatamıyorum. Her bakıcı gittiğinde temizliğe takılıyorum. Sürekli süpürmek silmek istiyorum.Niye bakıcıma aslında ben çok temizim havası yaratmaya çalışıyorum anlamıyorum. Halbuki oldukça dağınığımdır.

İşin kötüsü bakıcı çok toplu bir kız öyle toplu ki bazen ben koltukta otururken bir bakıyorum terliklerimi almış dolaba koymuş. Giymek için akşamdan hazırladığım kıyafetleri sabah tuvalete kadar gittiğimde yerine asılmış buluyorum. Kurulu robot misali çalışan biri. İş böyle olunca neredeyse tuvaletten bağırıcam Liaaa kakam bitti diye.

Bu kadın giderse ki doğurmadığımıza göre gidecek ben ne edicem yine temizlikçilere ayy işte çocuklu kadın bahaneleri mi sıralıyacağım, akşamdan 2 su yerleri mi sileceğim?

10 Şubat 2010

Eskisini ver yenisini al


Şimdi ben arabamı verdim yenisini aldım ya, ben diyorum ki artık sıkıldığım bana sorun çıkartan insanlarıda versem yeni insanlar verirler mi?

Hangi salak yapar ki bunu?