sıkıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sıkıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2010

Kaderde varsa ........, neye yarar üzülmek


Geçen pazartesi itibariyle koca yurtdışına gitti.
Perşembe gecesi itibariyle bakıcı tatile gitti.
Perşembe gece yarısı itibariyle oğlan 39 derece ateşlendi.
Cuma gecesi itibariyle anneme kapak atıldı.
Oğlanın ateşi bugün düştü.
Koca Lizbonda mahsur kaldı.
Anne oldukça uykusuz kaldı. Sürekli çalan ilaç alarmlarıyla kafayı çizdi.
Haftasonu evde yatıldı,oğlan şımartıldı
Haftasonu bir sürü blogger kendini sokaklara atmış.
Sobeledim kendilerini


Sonuç hala annemlerde yatıştayız. Eve uğrayıp giyecek bir şeyler almalıyım.

1 Eylül 2009

Şöyle sarsmak istedim o zilliyi

Küçük çocuklar sahilde taş atıyorlar denize, daha dün gece deniz onları tüm gücüyle sahile tükürmüştü. Topluyorlar tek tek büyük ciddiyetle denize atıyorlar. Bazıları en büyüğü atma çabasında, daha da fazla su sıçratma çabasında. Oğlumda araların neşe ve çığlıklar içinde oynuyorlar. Bende kenarda oturmuş 99 yılından kalmış Sofra dergisine bakıyorum.

Aniden 4,5luk Zeynep geliyor skooterıyla. Yaşından beklenmeyecek tavırlarıyla ve takılarıyla. Hadi savaş zamanı diyor. Oğlum bana bakıyor acaba savaşmasına izin verecek miyim diye? Sürekli savaşmak kötüdür oğlum vurma kimseye ama kendinide ezdirme diyen annesine soran gözlerle bakıyor. İstiyor gitmek, gruptan ayrılmak istemiyor. 3 yaşındaki Çınar çoktan eline sopayı almış savaşa hazır bile. Oysa ne kadar kırılgan görünüyordu taşlar istediği kadar su sıçratmayınca, hatta biraz ağlamıştı bile diğerleri kadar güçlü değil diye. Yiğit ise cebinden minik bir kılıç çıkartıyor. Oğlumla göz gözeliğimiz bir süre devam ediyor.

İçimden belki de savaşmakla başka bir olayı kastetmişlerdir. Koşacaklar belkide şuursuzca diyorum. Sende istersen git onlarla ama siteden çıkma ben sahilde oturacağım biraz daha diyorum. O hızla koşuyor neşe içinde arkadaşlarına benide bekleyin diye arkalarından bağırarak.

İçimde sıkılıyor gidip bakayım istiyorum kendimede yalan söyleyip kalkıyorum zaten bakmadığım dergimin yanından.

Çocuklar boş bir evin balkonun demir kapısından atlamışalar.Zeynep elindeki sopayı oğluma uzatarak burası benim şatom onlarda muhafızlarım giremezsin içeri git diye bağırıyor.Muhafızlar öldürün bu adamı diyorlar. Çınar uzaktan uzaktan sallıyor sopasını daha masumca.Yiğit elindeki minik hançerle bağırıyor boğazı keseceğim senin kanını yerlere dökeceğim. Oğlum korkuyor hiç böyle bir oyun oynamamıştı ki. Hep neşe içinde olmasada bu kadar vahşeti sözleri duymamıştı.
Ne yapacağımı şaşırıyorum. Oğlum gel desem pısırıklığa teşvik ediceğim her olayda annneeee diye bana gelecek. Bir şey olsun bu oyun bitsin istiyorum. Zeynep öldür öldür diye teşvik ediyor.

Aniden mucize oluyor Zeynep'in annesi kızım ne biçim oyun bu çabuk başkasının evinden çıkın diye geliyor. Bende hadi bakalım bizde çıkalım diyorum. Sahile dergimi almak için dönüyoruz. Ben artık sevmiyorum diyor Zeynep'i.

Sahile iniyoruz beraber ben olay hakkında konuşmuyorum. Aniden yanımıza Çınar geliyor gel diyor elinden tutuyor bereber yine sahilde taş atıyorlar yanlarına zeynepte geliyor hepsi az önce birbirlerini öldürmek istememişçesine denize taş atıp kahkahalarla gülüyorlar.

Ve gece boyunca ben kabuslar görüyorum türlü türlü hayvanlarla savaşıyorum, oğlumsa melek gibi uyuyor yanımda.

Korkuyorum, ne kadar da çaresiz kaldım, ne yapmalıydım şimdi düşünüyorum. Hazır olmalıyım bir dahaki savaşa onu da hazırlamalıyım. Bir ay sonra okulda kim bilir ne savaşlar dönecek hazırlamalıyım onuda bu pis dünyaya.

27 Temmuz 2009

Telefon

Eşim anneler günü için bana telefon almıştı. Ben aylarca ne istesem diye düşünmüş taşınmış binlerce kez fikir değiştirip sonunda ehh bu olsun demiştim. Eşimde koşaraktan almıştıaman fikrim değişmeden.

Sonra ben binbir emek sim karttan kopyalamıştım tüm isimleri gereksileri silmiş yenilerini eski telefondan binbir emek almış yazmıştım. Cirlop gibi olmuştu. Nasıl düzenliydi çok beğenmiştim. Telefonun 2. gününde eşim ya tüm gün seni aradım niye telefonunu kapadın dedi, sonra arkadaşlarım işten arayıp kızım senin telefonun sürekli kapalı hayırdır dediler. Ben bir farkettim ki telefon ya sim kartı takın diyor ya da şebeke bulamadı diyor. Yolla bakalım servise dedim ,gitti gelmesi 1 ay sürüverdi. Dönerkende yok bir şeyciği ablası sana öyle gelmiş demesinler mi? Neyse aldım bu haftasonu yavrucağı tabiki tüm yaptığım düzenlemeler kopyalamalar iptal. Şimdi herşey baştan.

Kuzenim kolay yolları var dedi ama ben anlamadım hiçbirşeyi eski usul yine yapacağım. İşin kötüsü yine bu ayşe kimdi şu murat hangisi acaba diye kıvranmalar tekrar olacak. Kardeşim anneler babalar lütfen bir süre murat, mehmet ayşe isimlerini koymayın karışıyorlar.

Aaa Mehmet diyince aklıma komik bir olay geldi. Çok yakın arkadaşımın dedesi yıllar önce ilk oğlu doğdunda hemen gitmiş nufusa yazdırmış, hiç karısına sormadan mehmet diye. Neyse bir sene sonra ikincisi doğmuş gitmiş bunuda yazdırmış. Karısı ne yazdırdın demiş Mehmet demiş. Ama bey bizim 1. side Mehmet karışırlar git değiştir demiş. Adam gitmiş nufusa, oradaki memur olmaz kayda geçti yazamayız demiş. Eee ne olacak şimdi demiş adam. Memur bir isim söyleyin başa onu yazayım bunuda o isimle çağırırsınız demiş, adamda bu küçük olduğuna göre küçük yaz demiş. Adamcağızın ismi Küçük Mehmet olmuş. Fıkra gibi değil mi ?