30 Aralık 2009

Yeni yıl


Evdeki hummalı kart yapımı sonunda bitti. Arada çıkan küsüşmeleri, yazmayacağım artık yoruldum isyanlarını saymazsak başarılıydı.

Ben kartların kes yapıştır kısmının kesme kısmını yaparken o da zarfların üstüne isimleri yazıp süsleme kısmını yapıyordu. Birden bir baktım zarfların kalp baskılarıyla süslenmiş olanının üstünde NAZ yazıyor. Bu ne dedim.Naz'a da yaptım bir tane dedi. Ben anne kalbi olarak verecek misin ya kız seni terslerse dedim. Bırakalım da o karar versin dedi. Kendinden bu kadar emin olmasına bayılıyorum.



Geçen gün yemek yerken aniden kalbim evet diyor beynim hayır diyor ne yapacağım ben dedi. Biz inanamaz gözlerle bakarken eşim ne konusunda dedi. Baba o özel bir konu söyleyemem dedi.



Sanırım bu çocuk bu sene çok hormon aldı ve hızlı bir gelişim gösteriyor.



Geçen günde büyüyünce memur olmaya karar verdiğini söyledi.

Ablamın gelmesine sadece 2 gün kaldı.

Bu arada geçmeyen öksürüklerime doktorum iğneyle karşılık verdi. 6 iğne bol ilaç bakalım çözebilecek mi?

Bir de bu pazartesi endeskopi yaptırasım var bakalım....

18 Aralık 2009

TOPLANTI




Bizim ailenin tüm kadınları İstanbul'da toplanıyor. Çok heyecanlıyım. Benim güzel ve bir o kadarda nazlı minnoşum hasta. Annemde Amerika'daki büyük teyzemi çağırdı. Ve o da ani bir kararla geliverdi. Ablamda geliyor ay başında. Çok mutluyum.
Benim Minnoşum çok şımarıktır. Çünkü çok güzeldir. Eşinin asker olması sebebiyle doğunun muhtelif yerlerinde gezmiştir. Tabi ki her insanoğlu gibi güzele hayranlık duyulmuş şımartılmıştır. O, karlı soğuk yerde açan bir çiçek gibi insanları büyülemiştir. Anlatılana göre kaymakamın güzel karısını görmeye çok gelen olurmuş. Eee sonuç olarak ne olmuş şımarmış. İnsanların onun her dediğini yapmasına alışmış.
Şimdi hala her dediğinin anında yapılmasını ister, yapılmazsa küser.
İşte benim bu canımın süslü Minnosu hasta. Yürümekte zorlanıyor koluna girilip yürümesine yardım etmemiz gerekiyor. Kardeşi geldi iki gün önce.
İkisinin arasında geçen diyolog:
-Abla rujun kalemin var değil mi? Aman makyajını ihmal etme. Ben yine getirdim bir şeyler.
-Yok yok kalkınca yapıyorum.
İnanamadım ben sanırım makyaj yapmayalı neredeyse ay oluyor. Ama bu iki kardeş hep böyleydi. Güzel olmak onlar için çok önemli. Ahh diyorum biraz Minnoşa çekseydim biraz güzel olsaydım . Ya en azından gözlerim renkli olsaydı .
Beni merak edenlere teşekkürler benim hayatım aynı hızla devam ediyor. Sürekli bir hareket halindeyim. Şimdi kendimi kart yapımıyla paralıyorum. Dana her sene kart yapıp postalardı. Ama sağolsun Türk postası binbir emek yapılan kartları evlere ulaştıramadı kayboldular.Bu sene hiçbirini onlara vermeyeceğim. Bu sene tüm kartları sadece onun yapmasını istiyorum. Ben sadece kesme işlerine yardım ediyorum. O kesilenleri yapıştırıp içine İYİ YILLAR Dana yazıyor.
Bir de kime gönderiyorsak isimlerini yazıyor.
Kendi yaptığı için çok yavaş ilerliyor. Umarım bu seneye yetişir.
Okul hayatı oldukça başarılı gidiyor. Gönderilmediği zaman bolca ağlıyor. Geçen gün sınıfça alışveriş yapmaya gittiler. Benden 5TL istediler. Ne alayım anne dedi? Bende bir kilo portakal bir kilo mandalina dedim. Herkes aa git şeker al oğlum dinleme anneni dediler. Dün gelmiş poşetiyle anne ne yazık ki portakal satmıyorlarmış bende kek, biskuvi ve sabun aldım dedi. Sabun almış benim oğlum.Kaç tene çocuk sabun alır ki. Benim böyle bir rahatsızlığım vardır her alışverişte atarım çantaya bir tane severim sabunları. Oğlumda bana çekmiş.
Bir de aşk girdi hayatımıza :NAZ Hiç sevemediğim konuşulmasından bile rahatsız olduğum olaydır çocukların aşkı. Ama ne yazık ki benim oğlumda aşık oldu. Ben hiç oralı olmadım. Bunu hiç kimseye aa dananın aşkı varmış demedim. Ama oğlum gerçekten çok seviyor. Evimizin muhtelif yerlerine Naz yazıyor. Zleri her seferinde ters yapıyor., tahtasına kalp çizip yanına yazıyor. Çok merak ediyorum bu kızı. Ama Naz kim diyede soramıyorum.
Ben bir de kendimce rejim yapmaya çalışıyorum. Hazirandaki düğüne hazırlık. Şöyleeee 5-6 kilo versem süper bir olay olacak.
İşte böyle be günlük aslen o kadar yazacak şey var ki ama unutuyorum be canım. Sen beni bilirsin böyleyim işte.

8 Ekim 2009

Macera başlıyor.


Bugün büyük gün. Hayatımızda yeni bir pencere açılıyor. Okul hayatımız başlıyor.

17 Eylül 2009

Tatil tek istediğim bu




Evet yağmur yine yağacak, evet hava soğuyor ama beni fazla ilgilendirmiyor.


Yarın feribota binip 15 günlük tatilimize gidiyoruz.


Çok heyecanlıyız, kalabalık başlayacak tatilimiz sonra sakin 1 hafta bizi bekliyor.




Bir de hala ilgilenilmeyen okul mevzusu var ama şimdi listeme dönmeliyim.


Aman kağıtları unutmayayım.






Not: Umarım yayınlayabilirim, bu aralar blogspot pek bir nazlı. Genelde okuyamıyorum okuduğuma yorum yazamıyorum.

4 Eylül 2009

Papaz kaçtı

Uzun süredir oynadığımız papaz kaçtıya yeni kurallar koydu oğlum.
Mesela
  • mutlaka Jokerlerde eklenecek desteye
  • oyunun başlangıcında mutlaka o da elimizde kalacak
  • mutlaka kızlardan biri onda biri bende olacak.
  • olaki kızlar yere düştüyse itinayla biri ona biri bana verilecek
  • kızlardan karo kızı ona verilecek

Neden karo kızı diye soruncada şu düğer kızların kıyafetlerine baksana fırfırlar kalabalık kalabalık, oysa şu karo kıza bak ne kadarda şık dedi !!!!!

Artık maça karo filan bilmeye başladı sanırım kendi akıl sağlığımız için yeni oyun öğretmek gerekiyor.

1 Eylül 2009

Şöyle sarsmak istedim o zilliyi

Küçük çocuklar sahilde taş atıyorlar denize, daha dün gece deniz onları tüm gücüyle sahile tükürmüştü. Topluyorlar tek tek büyük ciddiyetle denize atıyorlar. Bazıları en büyüğü atma çabasında, daha da fazla su sıçratma çabasında. Oğlumda araların neşe ve çığlıklar içinde oynuyorlar. Bende kenarda oturmuş 99 yılından kalmış Sofra dergisine bakıyorum.

Aniden 4,5luk Zeynep geliyor skooterıyla. Yaşından beklenmeyecek tavırlarıyla ve takılarıyla. Hadi savaş zamanı diyor. Oğlum bana bakıyor acaba savaşmasına izin verecek miyim diye? Sürekli savaşmak kötüdür oğlum vurma kimseye ama kendinide ezdirme diyen annesine soran gözlerle bakıyor. İstiyor gitmek, gruptan ayrılmak istemiyor. 3 yaşındaki Çınar çoktan eline sopayı almış savaşa hazır bile. Oysa ne kadar kırılgan görünüyordu taşlar istediği kadar su sıçratmayınca, hatta biraz ağlamıştı bile diğerleri kadar güçlü değil diye. Yiğit ise cebinden minik bir kılıç çıkartıyor. Oğlumla göz gözeliğimiz bir süre devam ediyor.

İçimden belki de savaşmakla başka bir olayı kastetmişlerdir. Koşacaklar belkide şuursuzca diyorum. Sende istersen git onlarla ama siteden çıkma ben sahilde oturacağım biraz daha diyorum. O hızla koşuyor neşe içinde arkadaşlarına benide bekleyin diye arkalarından bağırarak.

İçimde sıkılıyor gidip bakayım istiyorum kendimede yalan söyleyip kalkıyorum zaten bakmadığım dergimin yanından.

Çocuklar boş bir evin balkonun demir kapısından atlamışalar.Zeynep elindeki sopayı oğluma uzatarak burası benim şatom onlarda muhafızlarım giremezsin içeri git diye bağırıyor.Muhafızlar öldürün bu adamı diyorlar. Çınar uzaktan uzaktan sallıyor sopasını daha masumca.Yiğit elindeki minik hançerle bağırıyor boğazı keseceğim senin kanını yerlere dökeceğim. Oğlum korkuyor hiç böyle bir oyun oynamamıştı ki. Hep neşe içinde olmasada bu kadar vahşeti sözleri duymamıştı.
Ne yapacağımı şaşırıyorum. Oğlum gel desem pısırıklığa teşvik ediceğim her olayda annneeee diye bana gelecek. Bir şey olsun bu oyun bitsin istiyorum. Zeynep öldür öldür diye teşvik ediyor.

Aniden mucize oluyor Zeynep'in annesi kızım ne biçim oyun bu çabuk başkasının evinden çıkın diye geliyor. Bende hadi bakalım bizde çıkalım diyorum. Sahile dergimi almak için dönüyoruz. Ben artık sevmiyorum diyor Zeynep'i.

Sahile iniyoruz beraber ben olay hakkında konuşmuyorum. Aniden yanımıza Çınar geliyor gel diyor elinden tutuyor bereber yine sahilde taş atıyorlar yanlarına zeynepte geliyor hepsi az önce birbirlerini öldürmek istememişçesine denize taş atıp kahkahalarla gülüyorlar.

Ve gece boyunca ben kabuslar görüyorum türlü türlü hayvanlarla savaşıyorum, oğlumsa melek gibi uyuyor yanımda.

Korkuyorum, ne kadar da çaresiz kaldım, ne yapmalıydım şimdi düşünüyorum. Hazır olmalıyım bir dahaki savaşa onu da hazırlamalıyım. Bir ay sonra okulda kim bilir ne savaşlar dönecek hazırlamalıyım onuda bu pis dünyaya.

31 Ağustos 2009

Öhhhöö öhhhhööö



Denize hala sadece taş atmak için ayaklarımızı sokuyoruz. Bu resimler tamamen mazide kaldı. Artık o da sorgulamıyor neden denize girmediğini.Arkadaşı Çınar girerken o kenardan seyrediyor. Ama hiç bende girebilir miyim diye sormuyor ağlamıyor.
Cumartesi eve gidince hiç zorlanmadan odasına gitti ve kendi başına uyudu. Belki itiraz eder ama ben yazlıkta seninle yatıyorum filan der dedim ama ben bir şey demeden yattı ve uyudu.




Bayrama 20 gün kaldı yani tatile. Çok bekledim bu tatili umarım havalar çokta soğuk olmaz. Ama pek umrumdada değil. Değişken bir tatil bekliyor bizi. Önce Kuşadası sonra Bodrum. Dananın tam da istediği gibi. Sonra İstanbul'a dönüş. Ekim'de okula başlama.




Bu aralar Elif Şafak'ın "AŞK"'ını okuyorum. Bazı kuralları kenara yazıyorum. Bu haftasonu ne yazık ki evde kaldığı için cuma gününe kadar okuyamayacağım.




Şöyle bir kural vardı: "Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine,teslim ol.Bırak hayat sana rağmen değil,seninle beraber aksın."Düzenim bozulur,hayatım alt üst olur"diye endişelenme.Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını?"




Tam bana göre üzülüp düzenip bozulacak dediğimde hep bunu hatırlamaya çalışacağım.

26 Ağustos 2009

Çocuklar hasta olmasın


Ateşi mi var diye sorduğumda sanırım var dedi annem. Ateşölçer ve termometre ikiliyse bir süre yakın arkadaş olsakta hemen samimiyeti bozuktuk. Sanırım bu 1,5 ay önceydi. Biz oğluşumla denize girdik çıktık. Beraber güneşin batışını seyrettik. Arkadaşları var mı diye balkondan bakındık. Dilekler diledik yeni batan güneşten. Bazen bu yarın dalga olmasın oldu bazen yağmur yağmasın oldu bazen Çınar bugün aşağıya insin oldu. Bir gün acı öksürük başladı. Başlamak ne kelime kusana kadar öksürdü oğluşum. Kalkıp kalkıp anne soğuk su içmiyorum denizede girmiyorum neden geçmiyor bu öksürük diye ağladı. Oğlumun öksürüklerini karşı blokta oturan dayımlar duyuyormuş. Bir hafta boyunca her söyleneni dinledik her büyücü karışımını yaptık ama ne yazık ki ilk antibiyotiğini aldık. Aldık ve boyumuzun ölçüsünüde aldık. Ne yazık ki hala geçmedi öksürük. Birkaç gündür bana bulaştırdı karşılıklı öksürüyoruz.




Ben bu hastalık ortamında hem oğlumu diğer çocuklardan uzak tutabilmek için hemde kendi dinlenebilmesi için evde oyalama takdiği geliştirdim.

Daha çocuklar sahile doluşmadan bir sürü taş topladık sahilden. Sonra onları tek tek boyadık. Sonra bu taşları boyutlarına göre sıraladık. Bazılarını renklerine göre boyadık. Mesela önce kırmızı biraz beyaz katıp pembe ve uçuk pembe ve beyaz gibi. Bazılarınıda oluşturduğu renklere göre boyadık: sarı mavi ve yeşil gibi. Oldukça eğlenceli bir faaliyetti.






Sonra teyzesi son geldiğinde hangi arada becerdiyse pap.az ka.çtı öğretmiş bizim danaya. Ama ilginç olan ablam gideli uzun zaman oluyor. Sanırım evde oturmaktan sıkıldı ve bu aklına geldi. Senle oynayalım mı dediğinde annemden şüphelenmişdim ama dana ispiyonladı yooo teyzem öğretti dedi.İlk başlarda günde 50 defa filan oynamaya başladı. Kapıdan girene hadi oynayalım mı diye sora sora sanırım artık yavaş yavaş sıkılmaya başladı şimdilerde günde 10 defa filana indirdi oynamayı. Bende sesimi çıkarmıyorum sayıları sıkı takip edebiliyor. Oyunun mantığını çok iyi biliyor ve en önemlisi kaybetmeyi öğrendi. Eskisi gibi yerlere kapanıp ağlamıyor.



Kendime not: 31.07.2009 tarihinde kendi odasında kendi başına uyudu. Tıpkı bir yıldan beri sürekli anlattığım gibi oldu. Senin yatağını büyüteceğiz, yanındaki koltuğu kaldırıp komidini yanına koyacağız. Komidininde ışığın olacak sen istediğinde kapatıp açabileceksin. Kitapların olacak istediğin kadar okuyabilecek kendi seçtiğin zamanda uyuyacaksın. Ben seni uykuya hazırlayacağım.Dişler fırçalandıktan bugün için alınmış özel kitabımızdan 1 masal okunacak ve senin odandan çıkacağım.

Tıpkı bir sendir planlandığı gibi, ne bir eksik ne bir fazla bu işi kıvırdık. Teşekkürler angel babyim.

18 Ağustos 2009

Offf

Ne olur artık öksürmesin?

5 Ağustos 2009

Nedensiz şımarıklar


Tatili çok özledim. Ufukta tatil gözükmeyince oğlanda bende sıkıldık. Evet her sabah beraber kahvaltı etme lüksüne, trafikte boğuşmadan 2 dakika içinde eve gidip denize girme şansım var ama tatil gibi değil ki bu.


Danacık sürekli Bodrum'u sayıklıyor. Ben sürekli tatil diyorum. Bir içki masasında ani kararlar alındı. 13 Ağustosta yola çıkıp 3 günlüğüne kuşadası yapalım dedik. Olur mu olur. Sonra sabah ayık kafayla düşününce gitmemiz tamamen saçma birincisi anneannemin 80. yaş günü partisi var, ve daha da önemlisi 3 günlüğüne Kuşadasında işin ne ???

Geçen cuma Nevizade'ye gittik. Ben çok seviyorum orayı. Öğlen aniden başlayan yağmur umutsuzluğa kapılmamıza sebep olsa da gittik. Evet ıslandık biraz sonra aşağı kapalı yere indik, dinince tekrar terasa çıktık.


Bir de tavsiye üzerine Ja.zzstop diye bir yere gittik. Oldukça eğlenceliydi. İlk defa bir gece gözlerim yanmadan,nefesim tıkanmadan,uyurken kendi saçımın kokusunda rahatsız olmadan eve döndüm. Dumansız hava sahası çokta fena değilmiş.

Bakalım bu haftasonuda cumartesi gideceğiz çocukları uyuttuktan sonra. İstanbulu seviyorum ya.

27 Temmuz 2009

Telefon

Eşim anneler günü için bana telefon almıştı. Ben aylarca ne istesem diye düşünmüş taşınmış binlerce kez fikir değiştirip sonunda ehh bu olsun demiştim. Eşimde koşaraktan almıştıaman fikrim değişmeden.

Sonra ben binbir emek sim karttan kopyalamıştım tüm isimleri gereksileri silmiş yenilerini eski telefondan binbir emek almış yazmıştım. Cirlop gibi olmuştu. Nasıl düzenliydi çok beğenmiştim. Telefonun 2. gününde eşim ya tüm gün seni aradım niye telefonunu kapadın dedi, sonra arkadaşlarım işten arayıp kızım senin telefonun sürekli kapalı hayırdır dediler. Ben bir farkettim ki telefon ya sim kartı takın diyor ya da şebeke bulamadı diyor. Yolla bakalım servise dedim ,gitti gelmesi 1 ay sürüverdi. Dönerkende yok bir şeyciği ablası sana öyle gelmiş demesinler mi? Neyse aldım bu haftasonu yavrucağı tabiki tüm yaptığım düzenlemeler kopyalamalar iptal. Şimdi herşey baştan.

Kuzenim kolay yolları var dedi ama ben anlamadım hiçbirşeyi eski usul yine yapacağım. İşin kötüsü yine bu ayşe kimdi şu murat hangisi acaba diye kıvranmalar tekrar olacak. Kardeşim anneler babalar lütfen bir süre murat, mehmet ayşe isimlerini koymayın karışıyorlar.

Aaa Mehmet diyince aklıma komik bir olay geldi. Çok yakın arkadaşımın dedesi yıllar önce ilk oğlu doğdunda hemen gitmiş nufusa yazdırmış, hiç karısına sormadan mehmet diye. Neyse bir sene sonra ikincisi doğmuş gitmiş bunuda yazdırmış. Karısı ne yazdırdın demiş Mehmet demiş. Ama bey bizim 1. side Mehmet karışırlar git değiştir demiş. Adam gitmiş nufusa, oradaki memur olmaz kayda geçti yazamayız demiş. Eee ne olacak şimdi demiş adam. Memur bir isim söyleyin başa onu yazayım bunuda o isimle çağırırsınız demiş, adamda bu küçük olduğuna göre küçük yaz demiş. Adamcağızın ismi Küçük Mehmet olmuş. Fıkra gibi değil mi ?

23 Temmuz 2009

Yazlıkçılık


Yazın kendini iyice gösterdiği, havanın cehennem kıvamına geldiğinde annemlerin yazlığına kaçtık. Koca koca bavulları doldurduk, oyuncaklarımızı kitaplarımızı asla unutmadık. Aman anne sakın arabalarımı unutmayalım, aman sakın şeker oyunumu unutmayalım diye diye ilk seferinde mayolarımızı unuttuk. İkinci seferinde benim güneş gözlüğünü en son seferinde de benim kıyafetleri.

Nasıl yani kaç defa gittiniz diyorsanız biz her Cuma İstanbul'a her pazar akşamıda yazlığa dönüyoruz. Yazlık işime bir kaç dakikada gidilecek kadar yakın. Yani işten çıktıktan birkaç dakika sonra kumlarda kale yapar durumda oluyorum.


Yazlık sabahları bazen o kadar serin oluyor ki minik danaya uzun kollu giydiriyorum. Eskiden yukardaki havayı baz alarak kalın kıyafetlerle çıkar sonra pişerdim.

Geçen cumartesi evde öleceğim sandım uyuyamadım bir türlü sıcaktan, bünyem hemen serinliği istiyor. Akşam denizinden sonra ayağa çorap üstüne uzun tişörtle ısınmak...




Çok mutlu minik danam, yüzmeyi kıvırdı,bana rağmen. Yüzmenin keyfine vardı şimdi çıkartmak zorlaştı. Kimseyi dinlemeyip zorlamazsan isteyerek keyifle girebiliyor çocuk.










Bu yazlıkçılığın tek kötü tarafı yemek durumları. Ben evimde saat 6.30-7 arası yemeğimi yer bir dahada bir şey yemem. Ama burada ne mümkün ben geldiğimde daha yeni akşaüstü çayı bitmiş akşam yemeği hazırlıkları yapılıyor oluyor. Biz aşağıya oynamaya iniyoruz, bir saat bisiklet, scotter ,kum ya da masa tenisi oynadıktan sonra temizse denize atıyoruz kendimizi 15 dakika suda çırpın sonra yukarı çık duş al giyin saat oldu mu sana 8. Salatayı yap masayı hazırla, panjurları aç güneş batmışsa yemek zamanıııı.


Ne oluyor oğlanın yatak saati 9 dan 10'a hatta 10.30'a çıkıyor.

Bazen gece çayından bile pay istiyor. Anne bir limonlu çay içebilir miyim diye soruyor. Veriyorum. Sabahları daha geç ve çok mutlu kalkıyor.Bende bir gevşeklik bir rehavet var aman ne yapayım uyumazsa uyumasın havamdayım.

Hani tatile gittiğinde o bir haftayı efektif geçirirsin sabah erken kalkıp yer kaparsın kahvaltıyı erken eder, denize inersin ne verilirse yersin eve döndüğünde midende kafanda yorulmuş olur, burada tamamen tersi aman inemem şimdi güneş var aman deniz daha soğuktur, yok bugün yosunlu derken toplamda o 7 gün girdiğinden az girmiş olursun denize.

Kısaca düzen tamamen bozuldu, saat 8lerde yemekler 9 larda kalkmalar.

Not: Artık kendisi suda koala gibi olmadan yüzebilme cesaretini gösterdi. Evet biliyorum sitedeki en temkinli çocuk ,millet bu yaşta iskeleden atlıyor ama olsun benim için başarı :)

21 Temmuz 2009

Mutlu bir gün

18 Temmuz 2009

4 yaş danası

Çok heyecanlıyım canım. Çünkü bugün tam tamına 4 yaşındasın. İnanılmaz hızla büyüyorsun.




Ne çok bekletmiştin beni. Doktor artık normal olamaz dediğinde ne kadar da üzülmüştüm. Bu 4 kilonun üstünde demişti doktor. Koca kafalı iri bir bebek demişlerdi senin için. Doğduğunda arkadaşlarımın bebeklerine benziyordun ama büyümüş hallerine, 4250 doğmuştun. Nasıl hırsla gelmiştin odaya. Hastahanede tüm katı ağlamanla çınlatıyordun. Benden 1 saniye bile ayrılamıyordun. Yanımda kuzu gibiydin. Kendi yatağında bağırıp duruyordun. Tıpkı şimdi ki gibi. Oğlum baban tutsun elini dediğimde küsüp sen beni sevmiyorsun diyorsun. Aniden içeriden koşup anne seni seviyorum diyorsun.Bana karşı inanılmaz düşkünlüğün var. Zaten benden başka kimseyede sevdiğini söylemiyorsun.


Artık küsünce odana kapanıyorsun biz yanına gelmeyincede çıkmıyorsun.


Çok mantıklı ve çok söz dinleyen birisin. Lafı asla sakınmıyor pat diye kapak yapabiliyorsun.





Hafızan korkunç.1 yaşındaki oyuncaklarını yerleriyle hatırlıyorsun. Dün doktoruna gittiğimizde hangi oyuncakları attığını neler eklediğini tek tek söyledin.





Kendi başına bir doğum günü planlayıp arkadaşlarını davet etmişin bize sadece parayı ödemek kaldı. Çok heyecanlısın doğum günü konusunda. Sadece ve sadece arkadaşlarını istedin. Bende gelebilir miyim dendiğinde hiç duymamış gibi yapıp konuyu dağıtıyorsun.





Hala parmak emiyorsun.





En sevdiğin ve olmak istediğin kahraman Sportacus. Sürekli şınav çekiyorsun. Tek el havada tek ayak havada...



En istemediğin kişide Rezil Robbie hem parmak emiyor hem de kötü.



Koşmayı bisiklet üstünde numara yapmayı kız tavlasını seviyorsun. Papaz kaçtı bile oynayabiliyorsun.



Şeker diyarı oynunda kaybetmeye bile alıştın. Başlarda kaybedince o zaman bende giderim deyip gidiyordun.



Seni seviyorum bebeğim.



Kendin olduğun için, kendi doğrularına ulaştığın için,



ben söylediğim için değil kendin denediğin için doğruları buluyorsun

Sana baktığımda büyüdüğümü hissediyorum. Sana verdiklerimi şimdi alabildiğimi görmek beni çok mutlu ediyor.



Artık tamamen bir birey oldun. Kendi tarzın var, gururun var, kendi hakkın için savaşabiliyorsun.



Dün, doktorumuzun dediğine göre, oğlum kurt mu var poponda hiç oturmuyorsun lafım ne yazık ki doğrulandı. Sanırım kurtlanmışın. Şimdi ilaç içeceğiz ailece. Bana aa anne ben babanemlerde sümüklüböceği ellemiştim acaba oradan mı popoma kaçtı diyerek olaya farklı açıdan baktırıyorsun.



Mutlu 4 seneler bebeğim.



Biz seni çok seviyoruz.



Hep sağlıklı ve mutlu ol.

17 Temmuz 2009

Eski bilgiler

Oğlum doğduğunda bir defter vermişlerdi. Ben bunu kaybetmiştim şimdi yine buldum. Eski bilgiler birde burada dursun diye yazayım istedim.



Yeni öğrendiklerim

Bu blogu açarken internette dolanıyordum. Bir site buldum templatelarına bakarken bir sürü değişik bilgilerinde olduğunu farkettim. Mesela artık sayfamda copy paste yapılamıyor. Function disable deniyor. Çok hosuma gitti. Oradan öğrenip öğrenip deneme yapıyorum.

Oğlum sürekli koşup düşen ve çabuk moraran bir çocuk. En hoşuna gitmeyen de buz olayı. Ben buzu kafasına koymaya o da koydurmamaya çalışıyor. Ama artık o sorunu çözdük nasıl mı şu marketlerde satılan yüz temizleme süngerlerini hafif ıslatıp dondurucuda donduruyoruz. Hem çok soğuk olmuyor hemde eridikçe su akmıyor. Bilmeyen varsa öğrensin dedim. Çünkü ben çok yararını gördüm. Hatta artık hemen buz kıvamına bile geldi oğlum.


Dün aşı oldu. Önceden anlattım kolun acıyacak şöyle olacak diye. Gayet kendinden emin doktora ben biliyorum acıyacak filan dedi. Ama iğne girince bastı çığlığı " ya acıyacak dedikte bu kadar mı acır, şimdi bu kolum hep acırsa yanarsa ne olacak " diye diye ağladı. Aşıdan sonra cesurluğundan dolayı minik bir oyuncak hakkı verdim.O da minik bir keçi ve domuzu seçti.Yol boyunca keçinin behhh sesi kulaklarımda geldik.
"Ahh anne bu keçi kolumun tüm acısını hafifletti inanır mısın?" dedi. Bir de keçi sütü var mıdır içilir mi dedi. Organik bir çocuk bu oğlan.

Si.livride denize girdi. Önce koala misali boynumda kravat şeklinde sonra el ele biraz sonra gelen dalgaların üstünden atlar vaziyette. Çok eğlenceliydi sırf bu yüzden tatile daha bir gidesim var. Oğlumla olmayı çok özlüyorum. " anne biz Bodrum'da ne kadar mutlu bir aileydik " ya da "Bodrum diye bir yer vardı hatırlar mısın" laflarıyla oğlum bu özlemimi deşiyor.

Not: Bana hoşgeldin diyen, yazdıklarıma ses veren herkese çooook teşekkürler

14 Temmuz 2009

Bizde varız.

Haftasonu Silivrideydik. Eşimin ve oğlumun doğum günü kutlamaları sebebiyle.
Ben eşyalarımızı toplarken bir BJK havlusu gördüm. Evde sadece eşim Bjklı olduğu için sordum.

- Anne bu havlu bizim mi?
- Evet kızım sizin.
- Zaten kimin olacak ondan başkası yok ki beşiktaşlı

İçeriden koşarak gelen minik dana
- Bizde varız bizde beşiktaşlıyız.




AVMde çay içiyorum danacıkta benim çayımın kaşığıyla oynuyor bir an kaşık kayboluyor.

- Anne bana kaşık alsana kaybettim.
- Oğlum kendin istesene, abi veririr sana
- İsteyemem
- Niye canım utanma
- Ben utanmıyorum ki, sen demedin mi tanımadığımız insanlarla konuşma,verdiklerini kabul etme diye. Ben bu adamı tanımıyorum ki.

13 Temmuz 2009

Uzun soluklu2



Nişanı yaptık çokta güzel oldu. Sonra ablacığımın mutlu sağlık haberini aldık. İçtiği iğrenç soğan sularından mı yoksa geçeceği mi varmış bilmem ama ameliyata gerek kalmadan atlattık.




Uzun zamandan beri ilk defa arkadaşlarımla dışarı çıktım. Bora babasıyla beraber kaldı. Güzel bir geceydi dışarıda olmak ablamla olmak hiçbir şey değişmemiş gibi hissetmek bana iyi geldi. Ablam ben Ferah tıpkı eski günlerdeki gibi.




Yıllar yıllar hatta çoook yıllar önce annemler yazlığa gittiğinde bizim ev şenlikleri başlardı. O zaman hepimiz okuyorduk üniversitede. Hatta Ferah'ın sınavları bile vardı. Saatlerce oturur konuşurduk, yemek pişirir yerdik. Hiçbirimiz başlarımıza neler geleceğini bilmeden kahkahalarla gülerdik. Saat 5 'te uyuyup 7 de kalkıp sınava giderdik. Hayat hiçte planladığın gibi gitmiyor. Bir daha asla hiç bu kadar umarsız düşünmeden beraber gülemedik sanırım.







Şimdi birbirimize anlatacak traji-komik hikayelerimiz var artık. Yine gülüyoruz beraber ama taşmıyor artık kahkahalar ağzımızdan, elimizle kapatınca ağzımızı. Gözlerimiz parlamıyor anlatırken hikayelerimizi. Büyümek sanırım eskisi kadar cazip ve janjanlı gözükmüyor bana. Keşke oğlum bunu erken farketse daha fazla oynasa daha çok gülse koşsa.




Not: Nereden girdim nereden çıktım ya ben ablamı anlatacaktım.


Evet başka konuya saptım ama bir sor neden çünkü bir kaç resimle pekiştireyim dedim yazımı ama resimler evde kaldı. Yani en erken çarşamba eve gideceğim için de ne yazık ki çarşambaya kadar eskiyi ısıtıp ısıtıp koyacam buraya.






10 Temmuz 2009

bugün ne oldu

-Oğlum kolunun altı pişmiş içerden pişik kremini getirde süreyim.
- Off bu evdeki bütün işleri bana söylüyorsunuz. Birazda siz çalışsanıza.

Arayada sıkıştırayım. İlk kez sümkürdü. Sizin için iğrenç benim için mutluluk verici.

Uzun yazılar dizisi

Yıllar yıllar önce annemlere yalvarıyordum annneeeee ne olur bana bir kardeş diye. Sonunda isteklerim kabul oldu minik bir bebek eve geliverdi.

Nasılda mutlu olmuştum. Oyuncak bebeklerimi köşeye atıp yeni bebeğime sevgiyle sarıldım.

Annemin izin çerçevesinde altını değiştirip, bazen emziğini verip uyutup kendimi eğlendiriyordum.Sonra o bebek büyüdü, bende büyüdüm doğal olarak.

Canım gezmek bir iki kişiyle bakışıp konuşmak istiyor o da ne benim çocuk dibimde bitiyor, açıyor ağzını banane ben ablamla olacağım. Artık hayatım çocuklu kadın durumunda denizde yüzüyorum bir bakıyorum takmış simidi gelmiş yanıma, git oğlum , gitmez. (demek ki bende bir sorun var aynı durum bilindiği üzere danada da mevcut)

Evin içinde çok eğlenirdik bazen benle evcilik oynardı bazen ben onla futbol, beraber şirinleri , he-man

'ı seyrederdik. Hatta bir akşam eve dönerken takside "aaa şirinleri kaçırıyoruz" demiştim de bu yavrucak kapı açıldığında koşarak karşıya geçme denemesi yapmış ve arabaya çarpmıştı. Çarpmıştı diyorum çünkü araba ona değil o arabaya çarpmıştı yan kapıdan. Allahtan bir şey olmamıştı sadece akşamı acilde geçirmişlerdi.


Yıllar biraz daha geçmişti ben nişanlanınca bu koca herif olmuş adam bana sen evlenirsen bende sizin eve gelirim demişti. Birbirimize olan sevgimiz hep devam etmişti.


Şu anda ne mi oldu kendine bir kız arkadaş buldu aaa beni unuttu. Bize düşen görev nişanladık iki sevgi kuşunu. Arkadaşlarımla dalga geçerdim "Görümce görümce severim seni ölünce "diye. Gerçekmiş o ben cadı bir görümce olacağım galiba .
Şaka bir yana gerçektende çok güzel bir nişan oldu. İçildi yenildi yüzükler takıldı.



8 Temmuz 2009

Yorulmak

Hayatım boyunca benim için dinlenmek demek ayağını uzatıp eline kumandayı alıp döne döne yatmak değildir. Bu gibi planlar beni hayata küstürür. Eşimin ise 2 gün hiç evden çıkmadan uyuduğu rivayet edilir. Hatta bir ramazan günü sahurda yemeklerini yiyip 5 dakika uzanalım sonra dışarı çıkarız deyip uyandıklarında ertesi günün iftarını kaçtırdıklarını hala anlatırlar. Yani kocam için uyumak eşittir dinlenmek demektir. Bizim denklemler asla ortak paydada eşitlenmez. Evlendiğimde ablam daha uzaklara gitmediğinde problem olmazdı ben çıkardım dışarı o dükkan senin bu cafe senin dolanır kendimi eğlendirirdim, o da açar tvyi koyar yanına birayı maçları seyrederdi .İkimizde mutluyduk sonra aramıza bir dana katıldı. Doğduğunun 20. gününde gezilere başlattım. Bodrum, Ankara daha niceleri hiç üşenmedim koca çantamla her yere onuda taşıdım.

O büyüdü benim çanta küçüldü, sadece su ve bir tişörte kadar düştük.Tabi bazı çiş kazalarına karşı şortta olabiliyor bazen.

Benim gezi arkadaşım ablamında gitmesiyle minik danam oldu. Şimdi haftasonları dışarı çıkmadığımızda morali bozulan, kar kış dinlenmeyen annesine can yoldaşı minik danam.

Bu gezi arkadaşlığı fena halde alışkanlığa dönüşünce tek başıma hiç bir yere gidememe, onsuz plan yapamamaya dönüştü. Eşimin cumartesileride çalışması, dananın tamamen beni istemesine
dönüştü.

Geçen gün arkadaşlarımızda otururken eşim 4 senedir bir haftasonu oturamadım evimde, rahat rahat uzanamadım dedi. Tabi ki bunun çoğu abartmaydı ama doğruydu da.

Ben de 4 seneden beri 8 daha geç uyanamadım, cumartesileri tek başıma gezemedim, tek başıma alışverişe gidemedim, yemeğimi soğutmadan yiyemedim, içeceğimi ısıtmadan içemedim, arkadaşlarımla bölünmeden muhabbet edemedim... bu liste uzar gider.

Evet artık eşimle ortak paydada buluşuyoruz, biraz o eğriliyor biraz ben eğriliyorum minik dana dimdik ortalıkta dolansınsın diye.

Aslında buraya ablamın İstanbul gezisini ve bir görümce nasıl olunur onu yazacaktım. Ve aslında bunları 2 hafta önce yazacaktım. Yazılacak listesinde 2 günde 3 günlük gezi nasıl yapılır, EAE eğitimim ve bir kaç önemli bilgi verecektim.

3 Temmuz 2009

Seize the day

Yıllar önce Ölü Ozanlar Derneğini seyrederken ne çok etkilemişti bu kelime beni. Her seyrettimde ne kadarda doğru demiştim. Ama her seferinde unutmuş, anı bir türlü yakalayamamıştım.


Sürekli plan yapmak o planladıklarımı yaşarken yeni planları düşünmek beni çok yoruyor. Sevgilimle konuşurken oğlumun doğum gününü planlamak, çamaşır makinesiniz bitip bitmediğini duymaya çalışmak, yarın ne yiyeceğimizi düşünmek....

Sanırım benim çipte bir sorun var.

Ablam geldi ve gitti. Onuda yaşayamadım. Sürekli şurayada gidelim, burada da bulunalım düşünceleri benim günümü yaşamama izin vermiyor.

29 Haziran 2009

İlkler

Neden buraya geçtim?

Çünkü çok sıkıldım şifreliden.

Kendim bile okuyamaz olmuştum.

Yeniden döneyim normale dedim.

1-2 denemem başarısızlıkla sonuçlandı.

Ama şimdi buradayım.

Yeni yerim hayırlı uğurlu olsun.