düşünceler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düşünceler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2010

Düzensiz düzen

Film izlerken telefon çalar hani durdurursun sonra kaldığın yerden başlatırsın, hiç bir ayrıntıyı kaçırmazsın. İşte ben bunu yapmak istiyorum şimdi. Dün oğlum anne ne çabuk büyüyorum artık durmak istiyorum dedi.





Yapmam gereken o kadar çok iş , görmek istediğim arkadaşlarım, gitmek istediğim yerler var ki. Ama kurulu bir oyuncak gibi aynı işleri yapıp hep sıkıntı duyuyorum. Her akşam oğlum uyuduğunda ne yapacağımı şaşırıyorum. Film seyredeyim , aaa şimdi 2 saat seyredersem geç olur bir dizi seyredeyim bari , yok yok açayım biraz spor yapayım bari diyorum diyorum sonunda elimde kumanda uyuyakalıyorum kanepede.





Tembellik yaptıkça artıyor daha tembelleşiyorum.bu aralar uykularımda çok azaldı koltukta biraz uyukladıktan sonra eşim hadi yatağa geçsene demesiyle uykum bitiyor. Ne yazık ki böyle bir alışkanlık var uykuya dalmada zorluk ve uyanınca da geri uyuyamama.





Evi yıkıp yeniden yapma planlarımız var sonra bu seneye bebek sığdırsak mı düşünceleri sonra evin izalasyon sorunu ama bunu yapacak para yok. Bana kalsa atlarım işlerin içine ama eşim benim gibi değil çok temkinli aman adım atmadan düşünelim görüşlü. İşler hep belki durumunda kalıyor bu da beni sıkıyor.





Her neyse hep sıkıntı duyor değiliz. Mesela bir proje yaptık. Mutlaka herkese tavsiye ederim. Bir gemi yaptık. İçine minik bebeklerimizin sığabileceği kadar kocaman. Kurtarma gemileri bile var. Şimdi daha gelişmişini inşa ediyoruz tersanemizde. İlk yaptığımızda yaptığımız hataları yapmadan. Bir siteden kopya çektim. http://www.ikatbag.com/. Sitede şemaları vermiş yazıcıda bastırdım, oldukça büyük olduğu için tek bir sayfaya sığmıyor 2 parçayı yapıştırıyorsunuz ben önce onları kalın kartonda yapıştırdım. Sonra kalıpları çıkarttım. Sonra birleştirdik. Ve suluboyayla boyadık.

Oğlum çok sevdi. Ama ben bazı hataları düzeltmek istedim.

1. Suluboya yanlış seçim oldu çünkü koliden yapılan gemi bol sulu suluboyayı görünce yamulmaya başladı. Yeni gemimizi boyadığımız kağıtlarla şekillendiriyoruz.

2. Ortadaki direk için önce kamış sonra 2 kalem birleştirilmesi pek başarılı olmadı. Hani çocuklara balon verirler onun sopası oldukça başarılı oldu.

3. Bu proje için gerekli aletler : ince koli, iyi kesen bir makas, bol boya, maskeleme bantı ve yapıştırıcı.

Oldukça eğlenceli bir faaliyet oldu.

25 Mart 2010

Hollanda laleleri



Ablamlar geldiğinde ablamın eşinin annesi bana lale soğanları yollamıştı. Elime geçtiğinin sabahı onları hemen toprağa ekmiştim. Ve onları tamamen unutmuştum. Sonra çılgın kar yağışından sonra tüm sardunyalarım dondu ve öldü moralim çok bozulmuştu.




Hatta Liaya sulamasını bile söylememiştim. Bir gün aniden kafalarını gösterdi bu yaramaz laleler, bir de nazlı beyaz bir çicek çıktı adını bilmediğim. Şimdi hepsi teker teker açıyorlar. Yaşasın yine balkonum neşeleniyor.







Bir de ablamı hatırlatıyor bu laleler bana. Onu o kadar özlüyorum ki. Annem aybaşında gidiyor onu ziyarete, keşke benimde gidebilme şansım olsaydı. Ama şimdi sanki o gelmiş gibi lalelerime bakıyorum.







Sabah bu lalerin resmini çekmek için balkona çıktım. Artık yavaş yavaş balkonumuda temizleyip yaz sezonuna hazırlamalıyım. Çok rüzgar almasınlar diye yerlerde duruyor saksılarım.


Oğlumda dört gözle yazı bekliyor, bir sürü oyuncağı yazlıkta kaldı, bu fil hafızalı oğlum asla bir çöpünü unutmadığı için hiç bir oyuncağını kaldırıp atamıyorum.


Bugün sabah ben işe hazırlanmış çıkarken lalerin resmini çekerken bir baktım masaya geçmiş yaratık resimlerine başlamış. Bu okulun bize kazandırdıklarından çok kaybettirdikleri var sanırım.
Hiç şiddet filmleri seyretmezken okulun ilk günü anne cn diye bir kanal varmış açsana Ben10 diye bir çizgi film varmış herkes ondan bahsediyor dedi. Şimdi kendini ben10 zannediyor. Ne yaparsan yap ne kadar bu yaşına kadar dövüşme, evcilik oynat sonuç değişmiyor. Şiddet içimizde var sanırım.

25 Şubat 2010

Yabancı sitelere giriyorum. Allahım 3 çocuklu kadın dikişler dikiyor, çocuklara kartondan oyuncaklar yapıyor. Bende çok özeniyorum. Tamam o kartondan oyuncak işini becerebiliyorum da dikiş işi nasıl olacak? Ben iğneye iplik geçiremiyorum ki. Acaba annemlerin zamanındaki biçki dikiş kursu filan var mıdır ki? İşi bırakıp dikiş mi diksem evimde tıkır tıkır.

Offf ya kendime dikiş makinası alasım var. Desen desen kumaşlar alasım var. Peki bu kumaşlar nerede satılır, şöyle cicili bicili.


Şimdi bir siteye bakıp geldim kıskançlıktan ortamdan çat diye çatlayasım var.

http://www.ikatbag.com/2010/01/narnia-and-north.html

17 Şubat 2010

Temizlikçi


Ben anlayamıyorum her cumartesi evimizi tertemiz yapıp bırakıyor zavallı kölem. Ama nasıl pis ve dağınıksak pazar günü akşamı ev bomba atılmış gibi oluyor. Ben utandığımdan dolayı akşamüstü toplamaya başlıyorum. Kızcağız geldiğinde ehh işte durumuna getirebiliyorum.

Ben de garip bir durum var. Eskiden bakıcımız yokken temizliğe bir kadını alıyordum. Onun geleceği günden önceki akşam (ki bu cuma oluyor) bende bir toz alma, etrafı düzenleme, çamaşır yıkama isteği oluşuyordu. Neredeyse çıkıp camları sileceğim.

Cuma akşamı olduğu ve biz daha bebeksiz özgür olduğumuz dönem olduğu için, genellikle dışarıda sürtüldüğü ve gün aydınlanmadan dönülmediği zamanlar olduğu için her cumartesi maymun gibi kapıyı açıp utanarak ayy biraz geç yattıkta diyip muhtelif bahaneler sıralardım.

Ben niye kendimi rahatlatamıyorum. Her bakıcı gittiğinde temizliğe takılıyorum. Sürekli süpürmek silmek istiyorum.Niye bakıcıma aslında ben çok temizim havası yaratmaya çalışıyorum anlamıyorum. Halbuki oldukça dağınığımdır.

İşin kötüsü bakıcı çok toplu bir kız öyle toplu ki bazen ben koltukta otururken bir bakıyorum terliklerimi almış dolaba koymuş. Giymek için akşamdan hazırladığım kıyafetleri sabah tuvalete kadar gittiğimde yerine asılmış buluyorum. Kurulu robot misali çalışan biri. İş böyle olunca neredeyse tuvaletten bağırıcam Liaaa kakam bitti diye.

Bu kadın giderse ki doğurmadığımıza göre gidecek ben ne edicem yine temizlikçilere ayy işte çocuklu kadın bahaneleri mi sıralıyacağım, akşamdan 2 su yerleri mi sileceğim?

19 Ocak 2010

Hayatımın Pınarları


Benim isimlere karşı önyargılarım çoktur. Oğlumun ismini koyarken çok zorlanmıştım. Bu isim bence insanın karakterini tipini belirler.





Tanıdığım tüm Aslılar mesela hoş ama şımarıktır. Mesela Boralar zeki ama enerjiktir.




Daha tanımadan o insanın isminden bir tip çizerim kafamda. Bazen yanlış çıkar ama genellikle doğrudur içimin sesi.


Bir isim konusunda ön yargı geliştirmeden önce mutlaka o isimde birini tanımam gerekir.


Hayatıma ilk Pınar girdiğinde daha yeni doğmuştum. Benim arkadaşımdı, benim sırdaşımdı yanlışlarımı bilip ispiyonlamayandı. Ne olursa olsun beni saran sarmalayandır.


Ben ablamı çok sevdim onun bitmeyen neşesini, kendi içindeki masumluğunu,dedikodu yapamamasını,hiperaktivitesini... O kıvırcık siyah saçlarını...


Eşimin arkadaşı kız arkadaşından bahsedince adının Pınar olduğunu duyunca kesin seveceğimi biliyordum. Öyle de oldu ablamda aldığım elektriği ondan da aldım. Çok samimi kardeşim kadar sevdiğim bir dostum oldu.


Mesela bloglar sayesinde tanıdığım Pınar. Görüşmesekte gerçek anlamda senede 1 görüşsekte severim onu da. Sohbetini, o sakin huzurlu halini.Hatta kızında ablamı görürürüm.
İlerde bir çocuğum olsa sanırım ablamın ismi olmasaydı koyardım Pınar ismini. (Bu arada Pınar Altuğ' u tenzih ediyorum )

Bu konuya nereden mi geldi aklıma çünkü arkadaşım isim arıyordu kızına bende düşündüm ne koyardım diye. İşte tam bu noktada çıkıverdi.




17 Temmuz 2009

Yeni öğrendiklerim

Bu blogu açarken internette dolanıyordum. Bir site buldum templatelarına bakarken bir sürü değişik bilgilerinde olduğunu farkettim. Mesela artık sayfamda copy paste yapılamıyor. Function disable deniyor. Çok hosuma gitti. Oradan öğrenip öğrenip deneme yapıyorum.

Oğlum sürekli koşup düşen ve çabuk moraran bir çocuk. En hoşuna gitmeyen de buz olayı. Ben buzu kafasına koymaya o da koydurmamaya çalışıyor. Ama artık o sorunu çözdük nasıl mı şu marketlerde satılan yüz temizleme süngerlerini hafif ıslatıp dondurucuda donduruyoruz. Hem çok soğuk olmuyor hemde eridikçe su akmıyor. Bilmeyen varsa öğrensin dedim. Çünkü ben çok yararını gördüm. Hatta artık hemen buz kıvamına bile geldi oğlum.


Dün aşı oldu. Önceden anlattım kolun acıyacak şöyle olacak diye. Gayet kendinden emin doktora ben biliyorum acıyacak filan dedi. Ama iğne girince bastı çığlığı " ya acıyacak dedikte bu kadar mı acır, şimdi bu kolum hep acırsa yanarsa ne olacak " diye diye ağladı. Aşıdan sonra cesurluğundan dolayı minik bir oyuncak hakkı verdim.O da minik bir keçi ve domuzu seçti.Yol boyunca keçinin behhh sesi kulaklarımda geldik.
"Ahh anne bu keçi kolumun tüm acısını hafifletti inanır mısın?" dedi. Bir de keçi sütü var mıdır içilir mi dedi. Organik bir çocuk bu oğlan.

Si.livride denize girdi. Önce koala misali boynumda kravat şeklinde sonra el ele biraz sonra gelen dalgaların üstünden atlar vaziyette. Çok eğlenceliydi sırf bu yüzden tatile daha bir gidesim var. Oğlumla olmayı çok özlüyorum. " anne biz Bodrum'da ne kadar mutlu bir aileydik " ya da "Bodrum diye bir yer vardı hatırlar mısın" laflarıyla oğlum bu özlemimi deşiyor.

Not: Bana hoşgeldin diyen, yazdıklarıma ses veren herkese çooook teşekkürler

3 Temmuz 2009

Seize the day

Yıllar önce Ölü Ozanlar Derneğini seyrederken ne çok etkilemişti bu kelime beni. Her seyrettimde ne kadarda doğru demiştim. Ama her seferinde unutmuş, anı bir türlü yakalayamamıştım.


Sürekli plan yapmak o planladıklarımı yaşarken yeni planları düşünmek beni çok yoruyor. Sevgilimle konuşurken oğlumun doğum gününü planlamak, çamaşır makinesiniz bitip bitmediğini duymaya çalışmak, yarın ne yiyeceğimizi düşünmek....

Sanırım benim çipte bir sorun var.

Ablam geldi ve gitti. Onuda yaşayamadım. Sürekli şurayada gidelim, burada da bulunalım düşünceleri benim günümü yaşamama izin vermiyor.