hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2010

Kaderde varsa ........, neye yarar üzülmek


Geçen pazartesi itibariyle koca yurtdışına gitti.
Perşembe gecesi itibariyle bakıcı tatile gitti.
Perşembe gece yarısı itibariyle oğlan 39 derece ateşlendi.
Cuma gecesi itibariyle anneme kapak atıldı.
Oğlanın ateşi bugün düştü.
Koca Lizbonda mahsur kaldı.
Anne oldukça uykusuz kaldı. Sürekli çalan ilaç alarmlarıyla kafayı çizdi.
Haftasonu evde yatıldı,oğlan şımartıldı
Haftasonu bir sürü blogger kendini sokaklara atmış.
Sobeledim kendilerini


Sonuç hala annemlerde yatıştayız. Eve uğrayıp giyecek bir şeyler almalıyım.

25 Mart 2010

Hollanda laleleri



Ablamlar geldiğinde ablamın eşinin annesi bana lale soğanları yollamıştı. Elime geçtiğinin sabahı onları hemen toprağa ekmiştim. Ve onları tamamen unutmuştum. Sonra çılgın kar yağışından sonra tüm sardunyalarım dondu ve öldü moralim çok bozulmuştu.




Hatta Liaya sulamasını bile söylememiştim. Bir gün aniden kafalarını gösterdi bu yaramaz laleler, bir de nazlı beyaz bir çicek çıktı adını bilmediğim. Şimdi hepsi teker teker açıyorlar. Yaşasın yine balkonum neşeleniyor.







Bir de ablamı hatırlatıyor bu laleler bana. Onu o kadar özlüyorum ki. Annem aybaşında gidiyor onu ziyarete, keşke benimde gidebilme şansım olsaydı. Ama şimdi sanki o gelmiş gibi lalelerime bakıyorum.







Sabah bu lalerin resmini çekmek için balkona çıktım. Artık yavaş yavaş balkonumuda temizleyip yaz sezonuna hazırlamalıyım. Çok rüzgar almasınlar diye yerlerde duruyor saksılarım.


Oğlumda dört gözle yazı bekliyor, bir sürü oyuncağı yazlıkta kaldı, bu fil hafızalı oğlum asla bir çöpünü unutmadığı için hiç bir oyuncağını kaldırıp atamıyorum.


Bugün sabah ben işe hazırlanmış çıkarken lalerin resmini çekerken bir baktım masaya geçmiş yaratık resimlerine başlamış. Bu okulun bize kazandırdıklarından çok kaybettirdikleri var sanırım.
Hiç şiddet filmleri seyretmezken okulun ilk günü anne cn diye bir kanal varmış açsana Ben10 diye bir çizgi film varmış herkes ondan bahsediyor dedi. Şimdi kendini ben10 zannediyor. Ne yaparsan yap ne kadar bu yaşına kadar dövüşme, evcilik oynat sonuç değişmiyor. Şiddet içimizde var sanırım.

18 Aralık 2009

TOPLANTI




Bizim ailenin tüm kadınları İstanbul'da toplanıyor. Çok heyecanlıyım. Benim güzel ve bir o kadarda nazlı minnoşum hasta. Annemde Amerika'daki büyük teyzemi çağırdı. Ve o da ani bir kararla geliverdi. Ablamda geliyor ay başında. Çok mutluyum.
Benim Minnoşum çok şımarıktır. Çünkü çok güzeldir. Eşinin asker olması sebebiyle doğunun muhtelif yerlerinde gezmiştir. Tabi ki her insanoğlu gibi güzele hayranlık duyulmuş şımartılmıştır. O, karlı soğuk yerde açan bir çiçek gibi insanları büyülemiştir. Anlatılana göre kaymakamın güzel karısını görmeye çok gelen olurmuş. Eee sonuç olarak ne olmuş şımarmış. İnsanların onun her dediğini yapmasına alışmış.
Şimdi hala her dediğinin anında yapılmasını ister, yapılmazsa küser.
İşte benim bu canımın süslü Minnosu hasta. Yürümekte zorlanıyor koluna girilip yürümesine yardım etmemiz gerekiyor. Kardeşi geldi iki gün önce.
İkisinin arasında geçen diyolog:
-Abla rujun kalemin var değil mi? Aman makyajını ihmal etme. Ben yine getirdim bir şeyler.
-Yok yok kalkınca yapıyorum.
İnanamadım ben sanırım makyaj yapmayalı neredeyse ay oluyor. Ama bu iki kardeş hep böyleydi. Güzel olmak onlar için çok önemli. Ahh diyorum biraz Minnoşa çekseydim biraz güzel olsaydım . Ya en azından gözlerim renkli olsaydı .
Beni merak edenlere teşekkürler benim hayatım aynı hızla devam ediyor. Sürekli bir hareket halindeyim. Şimdi kendimi kart yapımıyla paralıyorum. Dana her sene kart yapıp postalardı. Ama sağolsun Türk postası binbir emek yapılan kartları evlere ulaştıramadı kayboldular.Bu sene hiçbirini onlara vermeyeceğim. Bu sene tüm kartları sadece onun yapmasını istiyorum. Ben sadece kesme işlerine yardım ediyorum. O kesilenleri yapıştırıp içine İYİ YILLAR Dana yazıyor.
Bir de kime gönderiyorsak isimlerini yazıyor.
Kendi yaptığı için çok yavaş ilerliyor. Umarım bu seneye yetişir.
Okul hayatı oldukça başarılı gidiyor. Gönderilmediği zaman bolca ağlıyor. Geçen gün sınıfça alışveriş yapmaya gittiler. Benden 5TL istediler. Ne alayım anne dedi? Bende bir kilo portakal bir kilo mandalina dedim. Herkes aa git şeker al oğlum dinleme anneni dediler. Dün gelmiş poşetiyle anne ne yazık ki portakal satmıyorlarmış bende kek, biskuvi ve sabun aldım dedi. Sabun almış benim oğlum.Kaç tene çocuk sabun alır ki. Benim böyle bir rahatsızlığım vardır her alışverişte atarım çantaya bir tane severim sabunları. Oğlumda bana çekmiş.
Bir de aşk girdi hayatımıza :NAZ Hiç sevemediğim konuşulmasından bile rahatsız olduğum olaydır çocukların aşkı. Ama ne yazık ki benim oğlumda aşık oldu. Ben hiç oralı olmadım. Bunu hiç kimseye aa dananın aşkı varmış demedim. Ama oğlum gerçekten çok seviyor. Evimizin muhtelif yerlerine Naz yazıyor. Zleri her seferinde ters yapıyor., tahtasına kalp çizip yanına yazıyor. Çok merak ediyorum bu kızı. Ama Naz kim diyede soramıyorum.
Ben bir de kendimce rejim yapmaya çalışıyorum. Hazirandaki düğüne hazırlık. Şöyleeee 5-6 kilo versem süper bir olay olacak.
İşte böyle be günlük aslen o kadar yazacak şey var ki ama unutuyorum be canım. Sen beni bilirsin böyleyim işte.