bunlar oldu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bunlar oldu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2009

Şöyle sarsmak istedim o zilliyi

Küçük çocuklar sahilde taş atıyorlar denize, daha dün gece deniz onları tüm gücüyle sahile tükürmüştü. Topluyorlar tek tek büyük ciddiyetle denize atıyorlar. Bazıları en büyüğü atma çabasında, daha da fazla su sıçratma çabasında. Oğlumda araların neşe ve çığlıklar içinde oynuyorlar. Bende kenarda oturmuş 99 yılından kalmış Sofra dergisine bakıyorum.

Aniden 4,5luk Zeynep geliyor skooterıyla. Yaşından beklenmeyecek tavırlarıyla ve takılarıyla. Hadi savaş zamanı diyor. Oğlum bana bakıyor acaba savaşmasına izin verecek miyim diye? Sürekli savaşmak kötüdür oğlum vurma kimseye ama kendinide ezdirme diyen annesine soran gözlerle bakıyor. İstiyor gitmek, gruptan ayrılmak istemiyor. 3 yaşındaki Çınar çoktan eline sopayı almış savaşa hazır bile. Oysa ne kadar kırılgan görünüyordu taşlar istediği kadar su sıçratmayınca, hatta biraz ağlamıştı bile diğerleri kadar güçlü değil diye. Yiğit ise cebinden minik bir kılıç çıkartıyor. Oğlumla göz gözeliğimiz bir süre devam ediyor.

İçimden belki de savaşmakla başka bir olayı kastetmişlerdir. Koşacaklar belkide şuursuzca diyorum. Sende istersen git onlarla ama siteden çıkma ben sahilde oturacağım biraz daha diyorum. O hızla koşuyor neşe içinde arkadaşlarına benide bekleyin diye arkalarından bağırarak.

İçimde sıkılıyor gidip bakayım istiyorum kendimede yalan söyleyip kalkıyorum zaten bakmadığım dergimin yanından.

Çocuklar boş bir evin balkonun demir kapısından atlamışalar.Zeynep elindeki sopayı oğluma uzatarak burası benim şatom onlarda muhafızlarım giremezsin içeri git diye bağırıyor.Muhafızlar öldürün bu adamı diyorlar. Çınar uzaktan uzaktan sallıyor sopasını daha masumca.Yiğit elindeki minik hançerle bağırıyor boğazı keseceğim senin kanını yerlere dökeceğim. Oğlum korkuyor hiç böyle bir oyun oynamamıştı ki. Hep neşe içinde olmasada bu kadar vahşeti sözleri duymamıştı.
Ne yapacağımı şaşırıyorum. Oğlum gel desem pısırıklığa teşvik ediceğim her olayda annneeee diye bana gelecek. Bir şey olsun bu oyun bitsin istiyorum. Zeynep öldür öldür diye teşvik ediyor.

Aniden mucize oluyor Zeynep'in annesi kızım ne biçim oyun bu çabuk başkasının evinden çıkın diye geliyor. Bende hadi bakalım bizde çıkalım diyorum. Sahile dergimi almak için dönüyoruz. Ben artık sevmiyorum diyor Zeynep'i.

Sahile iniyoruz beraber ben olay hakkında konuşmuyorum. Aniden yanımıza Çınar geliyor gel diyor elinden tutuyor bereber yine sahilde taş atıyorlar yanlarına zeynepte geliyor hepsi az önce birbirlerini öldürmek istememişçesine denize taş atıp kahkahalarla gülüyorlar.

Ve gece boyunca ben kabuslar görüyorum türlü türlü hayvanlarla savaşıyorum, oğlumsa melek gibi uyuyor yanımda.

Korkuyorum, ne kadar da çaresiz kaldım, ne yapmalıydım şimdi düşünüyorum. Hazır olmalıyım bir dahaki savaşa onu da hazırlamalıyım. Bir ay sonra okulda kim bilir ne savaşlar dönecek hazırlamalıyım onuda bu pis dünyaya.

31 Ağustos 2009

Öhhhöö öhhhhööö



Denize hala sadece taş atmak için ayaklarımızı sokuyoruz. Bu resimler tamamen mazide kaldı. Artık o da sorgulamıyor neden denize girmediğini.Arkadaşı Çınar girerken o kenardan seyrediyor. Ama hiç bende girebilir miyim diye sormuyor ağlamıyor.
Cumartesi eve gidince hiç zorlanmadan odasına gitti ve kendi başına uyudu. Belki itiraz eder ama ben yazlıkta seninle yatıyorum filan der dedim ama ben bir şey demeden yattı ve uyudu.




Bayrama 20 gün kaldı yani tatile. Çok bekledim bu tatili umarım havalar çokta soğuk olmaz. Ama pek umrumdada değil. Değişken bir tatil bekliyor bizi. Önce Kuşadası sonra Bodrum. Dananın tam da istediği gibi. Sonra İstanbul'a dönüş. Ekim'de okula başlama.




Bu aralar Elif Şafak'ın "AŞK"'ını okuyorum. Bazı kuralları kenara yazıyorum. Bu haftasonu ne yazık ki evde kaldığı için cuma gününe kadar okuyamayacağım.




Şöyle bir kural vardı: "Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine,teslim ol.Bırak hayat sana rağmen değil,seninle beraber aksın."Düzenim bozulur,hayatım alt üst olur"diye endişelenme.Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını?"




Tam bana göre üzülüp düzenip bozulacak dediğimde hep bunu hatırlamaya çalışacağım.

26 Ağustos 2009

Çocuklar hasta olmasın


Ateşi mi var diye sorduğumda sanırım var dedi annem. Ateşölçer ve termometre ikiliyse bir süre yakın arkadaş olsakta hemen samimiyeti bozuktuk. Sanırım bu 1,5 ay önceydi. Biz oğluşumla denize girdik çıktık. Beraber güneşin batışını seyrettik. Arkadaşları var mı diye balkondan bakındık. Dilekler diledik yeni batan güneşten. Bazen bu yarın dalga olmasın oldu bazen yağmur yağmasın oldu bazen Çınar bugün aşağıya insin oldu. Bir gün acı öksürük başladı. Başlamak ne kelime kusana kadar öksürdü oğluşum. Kalkıp kalkıp anne soğuk su içmiyorum denizede girmiyorum neden geçmiyor bu öksürük diye ağladı. Oğlumun öksürüklerini karşı blokta oturan dayımlar duyuyormuş. Bir hafta boyunca her söyleneni dinledik her büyücü karışımını yaptık ama ne yazık ki ilk antibiyotiğini aldık. Aldık ve boyumuzun ölçüsünüde aldık. Ne yazık ki hala geçmedi öksürük. Birkaç gündür bana bulaştırdı karşılıklı öksürüyoruz.




Ben bu hastalık ortamında hem oğlumu diğer çocuklardan uzak tutabilmek için hemde kendi dinlenebilmesi için evde oyalama takdiği geliştirdim.

Daha çocuklar sahile doluşmadan bir sürü taş topladık sahilden. Sonra onları tek tek boyadık. Sonra bu taşları boyutlarına göre sıraladık. Bazılarını renklerine göre boyadık. Mesela önce kırmızı biraz beyaz katıp pembe ve uçuk pembe ve beyaz gibi. Bazılarınıda oluşturduğu renklere göre boyadık: sarı mavi ve yeşil gibi. Oldukça eğlenceli bir faaliyetti.






Sonra teyzesi son geldiğinde hangi arada becerdiyse pap.az ka.çtı öğretmiş bizim danaya. Ama ilginç olan ablam gideli uzun zaman oluyor. Sanırım evde oturmaktan sıkıldı ve bu aklına geldi. Senle oynayalım mı dediğinde annemden şüphelenmişdim ama dana ispiyonladı yooo teyzem öğretti dedi.İlk başlarda günde 50 defa filan oynamaya başladı. Kapıdan girene hadi oynayalım mı diye sora sora sanırım artık yavaş yavaş sıkılmaya başladı şimdilerde günde 10 defa filana indirdi oynamayı. Bende sesimi çıkarmıyorum sayıları sıkı takip edebiliyor. Oyunun mantığını çok iyi biliyor ve en önemlisi kaybetmeyi öğrendi. Eskisi gibi yerlere kapanıp ağlamıyor.



Kendime not: 31.07.2009 tarihinde kendi odasında kendi başına uyudu. Tıpkı bir yıldan beri sürekli anlattığım gibi oldu. Senin yatağını büyüteceğiz, yanındaki koltuğu kaldırıp komidini yanına koyacağız. Komidininde ışığın olacak sen istediğinde kapatıp açabileceksin. Kitapların olacak istediğin kadar okuyabilecek kendi seçtiğin zamanda uyuyacaksın. Ben seni uykuya hazırlayacağım.Dişler fırçalandıktan bugün için alınmış özel kitabımızdan 1 masal okunacak ve senin odandan çıkacağım.

Tıpkı bir sendir planlandığı gibi, ne bir eksik ne bir fazla bu işi kıvırdık. Teşekkürler angel babyim.

8 Temmuz 2009

Yorulmak

Hayatım boyunca benim için dinlenmek demek ayağını uzatıp eline kumandayı alıp döne döne yatmak değildir. Bu gibi planlar beni hayata küstürür. Eşimin ise 2 gün hiç evden çıkmadan uyuduğu rivayet edilir. Hatta bir ramazan günü sahurda yemeklerini yiyip 5 dakika uzanalım sonra dışarı çıkarız deyip uyandıklarında ertesi günün iftarını kaçtırdıklarını hala anlatırlar. Yani kocam için uyumak eşittir dinlenmek demektir. Bizim denklemler asla ortak paydada eşitlenmez. Evlendiğimde ablam daha uzaklara gitmediğinde problem olmazdı ben çıkardım dışarı o dükkan senin bu cafe senin dolanır kendimi eğlendirirdim, o da açar tvyi koyar yanına birayı maçları seyrederdi .İkimizde mutluyduk sonra aramıza bir dana katıldı. Doğduğunun 20. gününde gezilere başlattım. Bodrum, Ankara daha niceleri hiç üşenmedim koca çantamla her yere onuda taşıdım.

O büyüdü benim çanta küçüldü, sadece su ve bir tişörte kadar düştük.Tabi bazı çiş kazalarına karşı şortta olabiliyor bazen.

Benim gezi arkadaşım ablamında gitmesiyle minik danam oldu. Şimdi haftasonları dışarı çıkmadığımızda morali bozulan, kar kış dinlenmeyen annesine can yoldaşı minik danam.

Bu gezi arkadaşlığı fena halde alışkanlığa dönüşünce tek başıma hiç bir yere gidememe, onsuz plan yapamamaya dönüştü. Eşimin cumartesileride çalışması, dananın tamamen beni istemesine
dönüştü.

Geçen gün arkadaşlarımızda otururken eşim 4 senedir bir haftasonu oturamadım evimde, rahat rahat uzanamadım dedi. Tabi ki bunun çoğu abartmaydı ama doğruydu da.

Ben de 4 seneden beri 8 daha geç uyanamadım, cumartesileri tek başıma gezemedim, tek başıma alışverişe gidemedim, yemeğimi soğutmadan yiyemedim, içeceğimi ısıtmadan içemedim, arkadaşlarımla bölünmeden muhabbet edemedim... bu liste uzar gider.

Evet artık eşimle ortak paydada buluşuyoruz, biraz o eğriliyor biraz ben eğriliyorum minik dana dimdik ortalıkta dolansınsın diye.

Aslında buraya ablamın İstanbul gezisini ve bir görümce nasıl olunur onu yazacaktım. Ve aslında bunları 2 hafta önce yazacaktım. Yazılacak listesinde 2 günde 3 günlük gezi nasıl yapılır, EAE eğitimim ve bir kaç önemli bilgi verecektim.