17 Eylül 2009

Tatil tek istediğim bu




Evet yağmur yine yağacak, evet hava soğuyor ama beni fazla ilgilendirmiyor.


Yarın feribota binip 15 günlük tatilimize gidiyoruz.


Çok heyecanlıyız, kalabalık başlayacak tatilimiz sonra sakin 1 hafta bizi bekliyor.




Bir de hala ilgilenilmeyen okul mevzusu var ama şimdi listeme dönmeliyim.


Aman kağıtları unutmayayım.






Not: Umarım yayınlayabilirim, bu aralar blogspot pek bir nazlı. Genelde okuyamıyorum okuduğuma yorum yazamıyorum.

4 Eylül 2009

Papaz kaçtı

Uzun süredir oynadığımız papaz kaçtıya yeni kurallar koydu oğlum.
Mesela
  • mutlaka Jokerlerde eklenecek desteye
  • oyunun başlangıcında mutlaka o da elimizde kalacak
  • mutlaka kızlardan biri onda biri bende olacak.
  • olaki kızlar yere düştüyse itinayla biri ona biri bana verilecek
  • kızlardan karo kızı ona verilecek

Neden karo kızı diye soruncada şu düğer kızların kıyafetlerine baksana fırfırlar kalabalık kalabalık, oysa şu karo kıza bak ne kadarda şık dedi !!!!!

Artık maça karo filan bilmeye başladı sanırım kendi akıl sağlığımız için yeni oyun öğretmek gerekiyor.

1 Eylül 2009

Şöyle sarsmak istedim o zilliyi

Küçük çocuklar sahilde taş atıyorlar denize, daha dün gece deniz onları tüm gücüyle sahile tükürmüştü. Topluyorlar tek tek büyük ciddiyetle denize atıyorlar. Bazıları en büyüğü atma çabasında, daha da fazla su sıçratma çabasında. Oğlumda araların neşe ve çığlıklar içinde oynuyorlar. Bende kenarda oturmuş 99 yılından kalmış Sofra dergisine bakıyorum.

Aniden 4,5luk Zeynep geliyor skooterıyla. Yaşından beklenmeyecek tavırlarıyla ve takılarıyla. Hadi savaş zamanı diyor. Oğlum bana bakıyor acaba savaşmasına izin verecek miyim diye? Sürekli savaşmak kötüdür oğlum vurma kimseye ama kendinide ezdirme diyen annesine soran gözlerle bakıyor. İstiyor gitmek, gruptan ayrılmak istemiyor. 3 yaşındaki Çınar çoktan eline sopayı almış savaşa hazır bile. Oysa ne kadar kırılgan görünüyordu taşlar istediği kadar su sıçratmayınca, hatta biraz ağlamıştı bile diğerleri kadar güçlü değil diye. Yiğit ise cebinden minik bir kılıç çıkartıyor. Oğlumla göz gözeliğimiz bir süre devam ediyor.

İçimden belki de savaşmakla başka bir olayı kastetmişlerdir. Koşacaklar belkide şuursuzca diyorum. Sende istersen git onlarla ama siteden çıkma ben sahilde oturacağım biraz daha diyorum. O hızla koşuyor neşe içinde arkadaşlarına benide bekleyin diye arkalarından bağırarak.

İçimde sıkılıyor gidip bakayım istiyorum kendimede yalan söyleyip kalkıyorum zaten bakmadığım dergimin yanından.

Çocuklar boş bir evin balkonun demir kapısından atlamışalar.Zeynep elindeki sopayı oğluma uzatarak burası benim şatom onlarda muhafızlarım giremezsin içeri git diye bağırıyor.Muhafızlar öldürün bu adamı diyorlar. Çınar uzaktan uzaktan sallıyor sopasını daha masumca.Yiğit elindeki minik hançerle bağırıyor boğazı keseceğim senin kanını yerlere dökeceğim. Oğlum korkuyor hiç böyle bir oyun oynamamıştı ki. Hep neşe içinde olmasada bu kadar vahşeti sözleri duymamıştı.
Ne yapacağımı şaşırıyorum. Oğlum gel desem pısırıklığa teşvik ediceğim her olayda annneeee diye bana gelecek. Bir şey olsun bu oyun bitsin istiyorum. Zeynep öldür öldür diye teşvik ediyor.

Aniden mucize oluyor Zeynep'in annesi kızım ne biçim oyun bu çabuk başkasının evinden çıkın diye geliyor. Bende hadi bakalım bizde çıkalım diyorum. Sahile dergimi almak için dönüyoruz. Ben artık sevmiyorum diyor Zeynep'i.

Sahile iniyoruz beraber ben olay hakkında konuşmuyorum. Aniden yanımıza Çınar geliyor gel diyor elinden tutuyor bereber yine sahilde taş atıyorlar yanlarına zeynepte geliyor hepsi az önce birbirlerini öldürmek istememişçesine denize taş atıp kahkahalarla gülüyorlar.

Ve gece boyunca ben kabuslar görüyorum türlü türlü hayvanlarla savaşıyorum, oğlumsa melek gibi uyuyor yanımda.

Korkuyorum, ne kadar da çaresiz kaldım, ne yapmalıydım şimdi düşünüyorum. Hazır olmalıyım bir dahaki savaşa onu da hazırlamalıyım. Bir ay sonra okulda kim bilir ne savaşlar dönecek hazırlamalıyım onuda bu pis dünyaya.