31 Ağustos 2009
Öhhhöö öhhhhööö
26 Ağustos 2009
Çocuklar hasta olmasın
Ateşi mi var diye sorduğumda sanırım var dedi annem. Ateşölçer ve termometre ikiliyse bir süre yakın arkadaş olsakta hemen samimiyeti bozuktuk. Sanırım bu 1,5 ay önceydi. Biz oğluşumla denize girdik çıktık. Beraber güneşin batışını seyrettik. Arkadaşları var mı diye balkondan bakındık.
Sonra teyzesi son geldiğinde hangi arada becerdiyse pap.az ka.çtı öğretmiş bizim danaya. Ama ilginç olan ablam gideli uzun zaman oluyor. Sanırım evde oturmaktan sıkıldı ve bu aklına geldi. Senle oynayalım mı dediğinde annemden şüphelenmişdim ama dana ispiyonladı yooo teyzem öğretti dedi.İlk başlarda günde 50 defa filan oynamaya başladı. Kapıdan girene hadi oynayalım mı diye sora sora sanırım artık yavaş yavaş sıkılmaya başladı şimdilerde günde 10 defa filana indirdi oynamayı. Bende sesimi çıkarmıyorum sayıları sıkı takip edebiliyor. Oyunun mantığını çok iyi biliyor ve en önemlisi kaybetmeyi öğrendi. Eskisi gibi yerlere kapanıp ağlamıyor.
Kendime not: 31.07.2009 tarihinde kendi odasında kendi başına uyudu. Tıpkı bir yıldan beri sürekli anlattığım gibi oldu. Senin yatağını büyüteceğiz, yanındaki koltuğu kaldırıp komidini yanına koyacağız. Komidininde ışığın olacak sen istediğinde kapatıp açabileceksin. Kitapların olacak istediğin kadar okuyabilecek kendi seçtiğin zamanda uyuyacaksın. Ben seni uykuya hazırlayacağım.Dişler fırçalandıktan bugün için alınmış özel kitabımızdan 1 masal okunacak ve senin odandan çıkacağım.
Tıpkı bir sendir planlandığı gibi, ne bir eksik ne bir fazla bu işi kıvırdık. Teşekkürler angel babyim.
5 Ağustos 2009
Nedensiz şımarıklar

Tatili çok özledim. Ufukta tatil gözükmeyince oğlanda bende sıkıldık. Evet her sabah beraber kahvaltı etme lüksüne, trafikte boğuşmadan 2 dakika içinde eve gidip denize girme şansım var ama tatil gibi değil ki bu.
Danacık sürekli Bodrum'u sayıklıyor. Ben sürekli tatil diyorum. Bir içki masasında ani kararlar alındı. 13 Ağustosta yola çıkıp 3 günlüğüne kuşadası yapalım dedik. Olur mu olur. Sonra sabah ayık kafayla düşününce gitmemiz tamamen saçma birincisi anneannemin 80. yaş günü partisi var, ve daha da önemlisi 3 günlüğüne Kuşadasında işin ne ???
Geçen cuma Nevizade'ye gittik. Ben çok seviyorum orayı. Öğlen aniden başlayan yağmur umutsuzluğa kapılmamıza sebep olsa da gittik. Evet ıslandık biraz sonra aşağı kapalı yere indik, dinince tekrar terasa çıktık.
Bir de tavsiye üzerine Ja.zzstop diye bir yere gittik. Oldukça eğlenceliydi. İlk defa bir gece gözlerim yanmadan,nefesim tıkanmadan,uyurken kendi saçımın kokusunda rahatsız olmadan eve döndüm. Dumansız hava sahası çokta fena değilmiş.
Bakalım bu haftasonuda cumartesi gideceğiz çocukları uyuttuktan sonra. İstanbulu seviyorum ya.
27 Temmuz 2009
Telefon
Sonra ben binbir emek sim karttan kopyalamıştım tüm isimleri gereksileri silmiş yenilerini eski telefondan binbir emek almış yazmıştım. Cirlop gibi olmuştu. Nasıl düzenliydi çok beğenmiştim. Telefonun 2. gününde eşim ya tüm gün seni aradım niye telefonunu kapadın dedi, sonra arkadaşlarım işten arayıp kızım senin telefonun sürekli kapalı hayırdır dediler. Ben bir farkettim ki telefon ya sim kartı takın diyor ya da şebeke bulamadı diyor. Yolla bakalım servise dedim ,gitti gelmesi 1 ay sürüverdi. Dönerkende yok bir şeyciği ablası sana öyle gelmiş demesinler mi? Neyse aldım bu haftasonu yavrucağı tabiki tüm yaptığım düzenlemeler kopyalamalar iptal. Şimdi herşey baştan.
Kuzenim kolay yolları var dedi ama ben anlamadım hiçbirşeyi eski usul yine yapacağım. İşin kötüsü yine bu ayşe kimdi şu murat hangisi acaba diye kıvranmalar tekrar olacak. Kardeşim anneler babalar lütfen bir süre murat, mehmet ayşe isimlerini koymayın karışıyorlar.
Aaa Mehmet diyince aklıma komik bir olay geldi. Çok yakın arkadaşımın dedesi yıllar önce ilk oğlu doğdunda hemen gitmiş nufusa yazdırmış, hiç karısına sormadan mehmet diye. Neyse bir sene sonra ikincisi doğmuş gitmiş bunuda yazdırmış. Karısı ne yazdırdın demiş Mehmet demiş. Ama bey bizim 1. side Mehmet karışırlar git değiştir demiş. Adam gitmiş nufusa, oradaki memur olmaz kayda geçti yazamayız demiş. Eee ne olacak şimdi demiş adam. Memur bir isim söyleyin başa onu yazayım bunuda o isimle çağırırsınız demiş, adamda bu küçük olduğuna göre küçük yaz demiş. Adamcağızın ismi Küçük Mehmet olmuş. Fıkra gibi değil mi ?
23 Temmuz 2009
Yazlıkçılık
Yazın kendini iyice gösterdiği, havanın cehennem kıvamına geldiğinde annemlerin yazlığına kaçtık. Koca koca bavulları doldurduk, oyuncaklarımızı kitaplarımızı asla unutmadık. Aman anne sakın arabalarımı unutmayalım, aman sakın şeker oyunumu unutmayalım diye diye ilk seferinde mayolarımızı unuttuk. İkinci seferinde benim güneş gözlüğünü en son seferinde de benim kıyafetleri.
Nasıl yani kaç defa gittiniz diyorsanız biz her Cuma İstanbul'a her pazar akşamıda yazlığa dönüyoruz. Yazlık işime bir kaç dakikada gidilecek kadar yakın. Yani işten çıktıktan birkaç dakika sonra kumlarda kale yapar durumda oluyorum.
Yazlık sabahları bazen o kadar serin oluyor ki minik danaya uzun kollu giydiriyorum. Eskiden yukardaki havayı baz alarak kalın kıyafetlerle çıkar sonra pişerdim.
Geçen cumartesi evde öleceğim sandım uyuyamadım bir türlü sıcaktan, bünyem hemen serinliği istiyor. Akşam denizinden sonra ayağa çorap üstüne uzun tişörtle ısınmak...
Çok mutlu minik danam, yüzmeyi kıvırdı,bana rağmen. Yüzmenin keyfine vardı şimdi çıkartmak zorlaştı. Kimseyi dinlemeyip zorlamazsan isteyerek keyifle girebiliyor çocuk.
Bu yazlıkçılığın tek kötü tarafı yemek durumları. Ben evimde saat 6.30-7 arası yemeğimi yer bir dahada bir şey yemem. Ama burada ne mümkün ben geldiğimde daha yeni akşaüstü çayı bitmiş akşam yemeği hazırlıkları yapılıyor oluyor. Biz aşağıya oynamaya iniyoruz, bir saat bisiklet, scotter ,kum ya da masa tenisi oynadıktan sonra temizse denize atıyoruz kendimizi 15 dakika suda çırpın sonra yukarı çık duş al giyin saat oldu mu sana 8. Salatayı yap masayı hazırla, panjurları aç güneş batmışsa yemek zamanıııı.
Ne oluyor oğlanın yatak saati 9 dan 10'a hatta 10.30'a çıkıyor.
Bazen gece çayından bile pay istiyor. Anne bir limonlu çay içebilir miyim diye soruyor. Veriyorum. Sabahları daha geç ve çok mutlu kalkıyor.Bende bir gevşeklik bir rehavet var aman ne yapayım uyumazsa uyumasın havamdayım.
Hani tatile gittiğinde o bir haftayı efektif geçirirsin sabah erken kalkıp yer kaparsın kahvaltıyı erken eder, denize inersin ne verilirse yersin eve döndüğünde midende kafanda yorulmuş olur, burada tamamen tersi aman inemem şimdi güneş var aman deniz daha soğuktur, yok bugün yosunlu derken toplamda o 7 gün girdiğinden az girmiş olursun denize.
Kısaca düzen tamamen bozuldu, saat 8lerde yemekler 9 larda kalkmalar.
Not: Artık kendisi suda koala gibi olmadan yüzebilme cesaretini gösterdi. Evet biliyorum sitedeki en temkinli çocuk ,millet bu yaşta iskeleden atlıyor ama olsun benim için başarı :)







