10 Şubat 2010

Eskisini ver yenisini al


Şimdi ben arabamı verdim yenisini aldım ya, ben diyorum ki artık sıkıldığım bana sorun çıkartan insanlarıda versem yeni insanlar verirler mi?

Hangi salak yapar ki bunu?

3 Şubat 2010

B.omba Nasıl imal edilir?



Gerekenler:



  • Şimdi öncelikle bakıcıyı tatile yollamanız

  • Sonra kafanızı temizlikle bozmanız

  • O çılgın kar fırtınası gününde aaa dolabın arkasından bir hava geliyor hayırdır niye ki diye bir yerinizin kaşınması

  • Dolapları çekip arkadan su girdiğini duvarın karardığını farketmeniz

  • Koca kişisini o fırtınalı havada nalbura sert fırça aldırmaya yollamanız

  • Sizinde önce sıvı deterjanı (cif hoş kokulu tavsiye edilir. Çünkü uzun süre koku kalıyor)bir şaşal şisesine doldurmanız

  • Üstüne bir miktar çamaşır suyu eklemeniz

  • Karışımın kapağını kapatıp tepkimeye girmesini hipnotize bir biçimde seyretmeniz

  • Veee elinizdeki şaşalın patlıyacağını farkedip oğlunuzu gelme sakınnnn kaç diye uyarmanız

  • Kapağı açmanızla bütün sıvının tavanlar dahil tüm banyoya dağılması şişenin tavanda mavi bir uyarı işareti bırakması gerekiyor.

Sonra mı eşim kızım sen ne yapıyosun öldürecek misin bizi diye sarsmasıyla kendime geldim. Bakıcı gelene kadar saldım gitti. Ama banyo uzun süre mis gibi koktu. Arada yapmak mı lazım ne :)

19 Ocak 2010

Hayatımın Pınarları


Benim isimlere karşı önyargılarım çoktur. Oğlumun ismini koyarken çok zorlanmıştım. Bu isim bence insanın karakterini tipini belirler.





Tanıdığım tüm Aslılar mesela hoş ama şımarıktır. Mesela Boralar zeki ama enerjiktir.




Daha tanımadan o insanın isminden bir tip çizerim kafamda. Bazen yanlış çıkar ama genellikle doğrudur içimin sesi.


Bir isim konusunda ön yargı geliştirmeden önce mutlaka o isimde birini tanımam gerekir.


Hayatıma ilk Pınar girdiğinde daha yeni doğmuştum. Benim arkadaşımdı, benim sırdaşımdı yanlışlarımı bilip ispiyonlamayandı. Ne olursa olsun beni saran sarmalayandır.


Ben ablamı çok sevdim onun bitmeyen neşesini, kendi içindeki masumluğunu,dedikodu yapamamasını,hiperaktivitesini... O kıvırcık siyah saçlarını...


Eşimin arkadaşı kız arkadaşından bahsedince adının Pınar olduğunu duyunca kesin seveceğimi biliyordum. Öyle de oldu ablamda aldığım elektriği ondan da aldım. Çok samimi kardeşim kadar sevdiğim bir dostum oldu.


Mesela bloglar sayesinde tanıdığım Pınar. Görüşmesekte gerçek anlamda senede 1 görüşsekte severim onu da. Sohbetini, o sakin huzurlu halini.Hatta kızında ablamı görürürüm.
İlerde bir çocuğum olsa sanırım ablamın ismi olmasaydı koyardım Pınar ismini. (Bu arada Pınar Altuğ' u tenzih ediyorum )

Bu konuya nereden mi geldi aklıma çünkü arkadaşım isim arıyordu kızına bende düşündüm ne koyardım diye. İşte tam bu noktada çıkıverdi.




18 Ocak 2010

O

Kıvırcık saçlarını kenara atınca yaramaz kara gözleri ortaya çıkmıştı. Ben o gözleri yaramaz bakışları özledim.

30 Aralık 2009

Yeni yıl


Evdeki hummalı kart yapımı sonunda bitti. Arada çıkan küsüşmeleri, yazmayacağım artık yoruldum isyanlarını saymazsak başarılıydı.

Ben kartların kes yapıştır kısmının kesme kısmını yaparken o da zarfların üstüne isimleri yazıp süsleme kısmını yapıyordu. Birden bir baktım zarfların kalp baskılarıyla süslenmiş olanının üstünde NAZ yazıyor. Bu ne dedim.Naz'a da yaptım bir tane dedi. Ben anne kalbi olarak verecek misin ya kız seni terslerse dedim. Bırakalım da o karar versin dedi. Kendinden bu kadar emin olmasına bayılıyorum.



Geçen gün yemek yerken aniden kalbim evet diyor beynim hayır diyor ne yapacağım ben dedi. Biz inanamaz gözlerle bakarken eşim ne konusunda dedi. Baba o özel bir konu söyleyemem dedi.



Sanırım bu çocuk bu sene çok hormon aldı ve hızlı bir gelişim gösteriyor.



Geçen günde büyüyünce memur olmaya karar verdiğini söyledi.

Ablamın gelmesine sadece 2 gün kaldı.

Bu arada geçmeyen öksürüklerime doktorum iğneyle karşılık verdi. 6 iğne bol ilaç bakalım çözebilecek mi?

Bir de bu pazartesi endeskopi yaptırasım var bakalım....

18 Aralık 2009

TOPLANTI




Bizim ailenin tüm kadınları İstanbul'da toplanıyor. Çok heyecanlıyım. Benim güzel ve bir o kadarda nazlı minnoşum hasta. Annemde Amerika'daki büyük teyzemi çağırdı. Ve o da ani bir kararla geliverdi. Ablamda geliyor ay başında. Çok mutluyum.
Benim Minnoşum çok şımarıktır. Çünkü çok güzeldir. Eşinin asker olması sebebiyle doğunun muhtelif yerlerinde gezmiştir. Tabi ki her insanoğlu gibi güzele hayranlık duyulmuş şımartılmıştır. O, karlı soğuk yerde açan bir çiçek gibi insanları büyülemiştir. Anlatılana göre kaymakamın güzel karısını görmeye çok gelen olurmuş. Eee sonuç olarak ne olmuş şımarmış. İnsanların onun her dediğini yapmasına alışmış.
Şimdi hala her dediğinin anında yapılmasını ister, yapılmazsa küser.
İşte benim bu canımın süslü Minnosu hasta. Yürümekte zorlanıyor koluna girilip yürümesine yardım etmemiz gerekiyor. Kardeşi geldi iki gün önce.
İkisinin arasında geçen diyolog:
-Abla rujun kalemin var değil mi? Aman makyajını ihmal etme. Ben yine getirdim bir şeyler.
-Yok yok kalkınca yapıyorum.
İnanamadım ben sanırım makyaj yapmayalı neredeyse ay oluyor. Ama bu iki kardeş hep böyleydi. Güzel olmak onlar için çok önemli. Ahh diyorum biraz Minnoşa çekseydim biraz güzel olsaydım . Ya en azından gözlerim renkli olsaydı .
Beni merak edenlere teşekkürler benim hayatım aynı hızla devam ediyor. Sürekli bir hareket halindeyim. Şimdi kendimi kart yapımıyla paralıyorum. Dana her sene kart yapıp postalardı. Ama sağolsun Türk postası binbir emek yapılan kartları evlere ulaştıramadı kayboldular.Bu sene hiçbirini onlara vermeyeceğim. Bu sene tüm kartları sadece onun yapmasını istiyorum. Ben sadece kesme işlerine yardım ediyorum. O kesilenleri yapıştırıp içine İYİ YILLAR Dana yazıyor.
Bir de kime gönderiyorsak isimlerini yazıyor.
Kendi yaptığı için çok yavaş ilerliyor. Umarım bu seneye yetişir.
Okul hayatı oldukça başarılı gidiyor. Gönderilmediği zaman bolca ağlıyor. Geçen gün sınıfça alışveriş yapmaya gittiler. Benden 5TL istediler. Ne alayım anne dedi? Bende bir kilo portakal bir kilo mandalina dedim. Herkes aa git şeker al oğlum dinleme anneni dediler. Dün gelmiş poşetiyle anne ne yazık ki portakal satmıyorlarmış bende kek, biskuvi ve sabun aldım dedi. Sabun almış benim oğlum.Kaç tene çocuk sabun alır ki. Benim böyle bir rahatsızlığım vardır her alışverişte atarım çantaya bir tane severim sabunları. Oğlumda bana çekmiş.
Bir de aşk girdi hayatımıza :NAZ Hiç sevemediğim konuşulmasından bile rahatsız olduğum olaydır çocukların aşkı. Ama ne yazık ki benim oğlumda aşık oldu. Ben hiç oralı olmadım. Bunu hiç kimseye aa dananın aşkı varmış demedim. Ama oğlum gerçekten çok seviyor. Evimizin muhtelif yerlerine Naz yazıyor. Zleri her seferinde ters yapıyor., tahtasına kalp çizip yanına yazıyor. Çok merak ediyorum bu kızı. Ama Naz kim diyede soramıyorum.
Ben bir de kendimce rejim yapmaya çalışıyorum. Hazirandaki düğüne hazırlık. Şöyleeee 5-6 kilo versem süper bir olay olacak.
İşte böyle be günlük aslen o kadar yazacak şey var ki ama unutuyorum be canım. Sen beni bilirsin böyleyim işte.

8 Ekim 2009

Macera başlıyor.


Bugün büyük gün. Hayatımızda yeni bir pencere açılıyor. Okul hayatımız başlıyor.