17 Temmuz 2009

Yeni öğrendiklerim

Bu blogu açarken internette dolanıyordum. Bir site buldum templatelarına bakarken bir sürü değişik bilgilerinde olduğunu farkettim. Mesela artık sayfamda copy paste yapılamıyor. Function disable deniyor. Çok hosuma gitti. Oradan öğrenip öğrenip deneme yapıyorum.

Oğlum sürekli koşup düşen ve çabuk moraran bir çocuk. En hoşuna gitmeyen de buz olayı. Ben buzu kafasına koymaya o da koydurmamaya çalışıyor. Ama artık o sorunu çözdük nasıl mı şu marketlerde satılan yüz temizleme süngerlerini hafif ıslatıp dondurucuda donduruyoruz. Hem çok soğuk olmuyor hemde eridikçe su akmıyor. Bilmeyen varsa öğrensin dedim. Çünkü ben çok yararını gördüm. Hatta artık hemen buz kıvamına bile geldi oğlum.


Dün aşı oldu. Önceden anlattım kolun acıyacak şöyle olacak diye. Gayet kendinden emin doktora ben biliyorum acıyacak filan dedi. Ama iğne girince bastı çığlığı " ya acıyacak dedikte bu kadar mı acır, şimdi bu kolum hep acırsa yanarsa ne olacak " diye diye ağladı. Aşıdan sonra cesurluğundan dolayı minik bir oyuncak hakkı verdim.O da minik bir keçi ve domuzu seçti.Yol boyunca keçinin behhh sesi kulaklarımda geldik.
"Ahh anne bu keçi kolumun tüm acısını hafifletti inanır mısın?" dedi. Bir de keçi sütü var mıdır içilir mi dedi. Organik bir çocuk bu oğlan.

Si.livride denize girdi. Önce koala misali boynumda kravat şeklinde sonra el ele biraz sonra gelen dalgaların üstünden atlar vaziyette. Çok eğlenceliydi sırf bu yüzden tatile daha bir gidesim var. Oğlumla olmayı çok özlüyorum. " anne biz Bodrum'da ne kadar mutlu bir aileydik " ya da "Bodrum diye bir yer vardı hatırlar mısın" laflarıyla oğlum bu özlemimi deşiyor.

Not: Bana hoşgeldin diyen, yazdıklarıma ses veren herkese çooook teşekkürler

14 Temmuz 2009

Bizde varız.

Haftasonu Silivrideydik. Eşimin ve oğlumun doğum günü kutlamaları sebebiyle.
Ben eşyalarımızı toplarken bir BJK havlusu gördüm. Evde sadece eşim Bjklı olduğu için sordum.

- Anne bu havlu bizim mi?
- Evet kızım sizin.
- Zaten kimin olacak ondan başkası yok ki beşiktaşlı

İçeriden koşarak gelen minik dana
- Bizde varız bizde beşiktaşlıyız.




AVMde çay içiyorum danacıkta benim çayımın kaşığıyla oynuyor bir an kaşık kayboluyor.

- Anne bana kaşık alsana kaybettim.
- Oğlum kendin istesene, abi veririr sana
- İsteyemem
- Niye canım utanma
- Ben utanmıyorum ki, sen demedin mi tanımadığımız insanlarla konuşma,verdiklerini kabul etme diye. Ben bu adamı tanımıyorum ki.

13 Temmuz 2009

Uzun soluklu2



Nişanı yaptık çokta güzel oldu. Sonra ablacığımın mutlu sağlık haberini aldık. İçtiği iğrenç soğan sularından mı yoksa geçeceği mi varmış bilmem ama ameliyata gerek kalmadan atlattık.




Uzun zamandan beri ilk defa arkadaşlarımla dışarı çıktım. Bora babasıyla beraber kaldı. Güzel bir geceydi dışarıda olmak ablamla olmak hiçbir şey değişmemiş gibi hissetmek bana iyi geldi. Ablam ben Ferah tıpkı eski günlerdeki gibi.




Yıllar yıllar hatta çoook yıllar önce annemler yazlığa gittiğinde bizim ev şenlikleri başlardı. O zaman hepimiz okuyorduk üniversitede. Hatta Ferah'ın sınavları bile vardı. Saatlerce oturur konuşurduk, yemek pişirir yerdik. Hiçbirimiz başlarımıza neler geleceğini bilmeden kahkahalarla gülerdik. Saat 5 'te uyuyup 7 de kalkıp sınava giderdik. Hayat hiçte planladığın gibi gitmiyor. Bir daha asla hiç bu kadar umarsız düşünmeden beraber gülemedik sanırım.







Şimdi birbirimize anlatacak traji-komik hikayelerimiz var artık. Yine gülüyoruz beraber ama taşmıyor artık kahkahalar ağzımızdan, elimizle kapatınca ağzımızı. Gözlerimiz parlamıyor anlatırken hikayelerimizi. Büyümek sanırım eskisi kadar cazip ve janjanlı gözükmüyor bana. Keşke oğlum bunu erken farketse daha fazla oynasa daha çok gülse koşsa.




Not: Nereden girdim nereden çıktım ya ben ablamı anlatacaktım.


Evet başka konuya saptım ama bir sor neden çünkü bir kaç resimle pekiştireyim dedim yazımı ama resimler evde kaldı. Yani en erken çarşamba eve gideceğim için de ne yazık ki çarşambaya kadar eskiyi ısıtıp ısıtıp koyacam buraya.






10 Temmuz 2009

bugün ne oldu

-Oğlum kolunun altı pişmiş içerden pişik kremini getirde süreyim.
- Off bu evdeki bütün işleri bana söylüyorsunuz. Birazda siz çalışsanıza.

Arayada sıkıştırayım. İlk kez sümkürdü. Sizin için iğrenç benim için mutluluk verici.

Uzun yazılar dizisi

Yıllar yıllar önce annemlere yalvarıyordum annneeeee ne olur bana bir kardeş diye. Sonunda isteklerim kabul oldu minik bir bebek eve geliverdi.

Nasılda mutlu olmuştum. Oyuncak bebeklerimi köşeye atıp yeni bebeğime sevgiyle sarıldım.

Annemin izin çerçevesinde altını değiştirip, bazen emziğini verip uyutup kendimi eğlendiriyordum.Sonra o bebek büyüdü, bende büyüdüm doğal olarak.

Canım gezmek bir iki kişiyle bakışıp konuşmak istiyor o da ne benim çocuk dibimde bitiyor, açıyor ağzını banane ben ablamla olacağım. Artık hayatım çocuklu kadın durumunda denizde yüzüyorum bir bakıyorum takmış simidi gelmiş yanıma, git oğlum , gitmez. (demek ki bende bir sorun var aynı durum bilindiği üzere danada da mevcut)

Evin içinde çok eğlenirdik bazen benle evcilik oynardı bazen ben onla futbol, beraber şirinleri , he-man

'ı seyrederdik. Hatta bir akşam eve dönerken takside "aaa şirinleri kaçırıyoruz" demiştim de bu yavrucak kapı açıldığında koşarak karşıya geçme denemesi yapmış ve arabaya çarpmıştı. Çarpmıştı diyorum çünkü araba ona değil o arabaya çarpmıştı yan kapıdan. Allahtan bir şey olmamıştı sadece akşamı acilde geçirmişlerdi.


Yıllar biraz daha geçmişti ben nişanlanınca bu koca herif olmuş adam bana sen evlenirsen bende sizin eve gelirim demişti. Birbirimize olan sevgimiz hep devam etmişti.


Şu anda ne mi oldu kendine bir kız arkadaş buldu aaa beni unuttu. Bize düşen görev nişanladık iki sevgi kuşunu. Arkadaşlarımla dalga geçerdim "Görümce görümce severim seni ölünce "diye. Gerçekmiş o ben cadı bir görümce olacağım galiba .
Şaka bir yana gerçektende çok güzel bir nişan oldu. İçildi yenildi yüzükler takıldı.



8 Temmuz 2009

Yorulmak

Hayatım boyunca benim için dinlenmek demek ayağını uzatıp eline kumandayı alıp döne döne yatmak değildir. Bu gibi planlar beni hayata küstürür. Eşimin ise 2 gün hiç evden çıkmadan uyuduğu rivayet edilir. Hatta bir ramazan günü sahurda yemeklerini yiyip 5 dakika uzanalım sonra dışarı çıkarız deyip uyandıklarında ertesi günün iftarını kaçtırdıklarını hala anlatırlar. Yani kocam için uyumak eşittir dinlenmek demektir. Bizim denklemler asla ortak paydada eşitlenmez. Evlendiğimde ablam daha uzaklara gitmediğinde problem olmazdı ben çıkardım dışarı o dükkan senin bu cafe senin dolanır kendimi eğlendirirdim, o da açar tvyi koyar yanına birayı maçları seyrederdi .İkimizde mutluyduk sonra aramıza bir dana katıldı. Doğduğunun 20. gününde gezilere başlattım. Bodrum, Ankara daha niceleri hiç üşenmedim koca çantamla her yere onuda taşıdım.

O büyüdü benim çanta küçüldü, sadece su ve bir tişörte kadar düştük.Tabi bazı çiş kazalarına karşı şortta olabiliyor bazen.

Benim gezi arkadaşım ablamında gitmesiyle minik danam oldu. Şimdi haftasonları dışarı çıkmadığımızda morali bozulan, kar kış dinlenmeyen annesine can yoldaşı minik danam.

Bu gezi arkadaşlığı fena halde alışkanlığa dönüşünce tek başıma hiç bir yere gidememe, onsuz plan yapamamaya dönüştü. Eşimin cumartesileride çalışması, dananın tamamen beni istemesine
dönüştü.

Geçen gün arkadaşlarımızda otururken eşim 4 senedir bir haftasonu oturamadım evimde, rahat rahat uzanamadım dedi. Tabi ki bunun çoğu abartmaydı ama doğruydu da.

Ben de 4 seneden beri 8 daha geç uyanamadım, cumartesileri tek başıma gezemedim, tek başıma alışverişe gidemedim, yemeğimi soğutmadan yiyemedim, içeceğimi ısıtmadan içemedim, arkadaşlarımla bölünmeden muhabbet edemedim... bu liste uzar gider.

Evet artık eşimle ortak paydada buluşuyoruz, biraz o eğriliyor biraz ben eğriliyorum minik dana dimdik ortalıkta dolansınsın diye.

Aslında buraya ablamın İstanbul gezisini ve bir görümce nasıl olunur onu yazacaktım. Ve aslında bunları 2 hafta önce yazacaktım. Yazılacak listesinde 2 günde 3 günlük gezi nasıl yapılır, EAE eğitimim ve bir kaç önemli bilgi verecektim.

3 Temmuz 2009

Seize the day

Yıllar önce Ölü Ozanlar Derneğini seyrederken ne çok etkilemişti bu kelime beni. Her seyrettimde ne kadarda doğru demiştim. Ama her seferinde unutmuş, anı bir türlü yakalayamamıştım.


Sürekli plan yapmak o planladıklarımı yaşarken yeni planları düşünmek beni çok yoruyor. Sevgilimle konuşurken oğlumun doğum gününü planlamak, çamaşır makinesiniz bitip bitmediğini duymaya çalışmak, yarın ne yiyeceğimizi düşünmek....

Sanırım benim çipte bir sorun var.

Ablam geldi ve gitti. Onuda yaşayamadım. Sürekli şurayada gidelim, burada da bulunalım düşünceleri benim günümü yaşamama izin vermiyor.